TÜRKİYE’NİN
ULUSLARARASI HİZMET TİCARETİNDEKİ YERİ VE MUKAYESELİ ÜSTÜNLÜKLER ÇERÇEVESİNDE
TURİZM SEKTÖRÜ
İÇİNDEKİLER:
ÖZET
ABSTRACT
GİRİŞ
1. TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI HİZMET TİCARETİNDEKİ YERİ
2. TÜRKİYE’NİN MUKAYESELİ ÜSTÜNLÜĞE SAHİP OLDUĞU POTANSİYEL
HİZMET ALT SEKTÖRLERİ
3. MUKAYESELİ ÜSTÜNLÜKLER ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE’DE TURİZM
SEKTÖRÜ
3.1.Turizm Sektörünün Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi
3.2.Turizm Hizmetlerinde Çeşitlilik
3.3.Gelecekte Turizm Hizmetleri ve Türkiye
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
ÖZET
Hemen tüm
ülkeler için önem taşıyan bir faaliyet alanı olarak turizm, sağladığı gelir
dolayısıyla uluslararası hizmet ticaretine konu sektörler arasında ayrıcalıklı
bir yere sahiptir. Turizm sektörü, uluslararası ticarette önemli ölçüde pay
elde edebilme açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Çok sayıda alt dalı
ile turizm, yoğun bir hizmetler dizisini içerir. İnsanların dünyayı tanıma ve
anlama arzusuna ilaveten, ticarî faaliyetlerde meydana gelen yoğun
hareketlenme, turizmin faaliyet hacmini yükseltmekte ve bu hâliyle sektörün
önemi daha da artmaktadır. Dolayısıyla ülkelerin sektöre yönelik bakışı da daha
hassas bir nitelik taşımaktadır. Bu durum, ülkemiz için de geçerliliğini aynen
korumaktadır.
Bu
çalışmada, turizm sektörünün Türkiye açısından taşıdığı önem ele alınmakta,
sorunlarına yönelik çözümlere yer verilmekte ve Türkiye’nin uluslararası hizmet
ticaretindeki payını artırabilmesini sağlamak amacıyla alınması gereken
tedbirlere dikkat çekilmektedir. Bunlardan evvel, Türkiye’nin uluslararası
hizmet ticaretindeki yerine ilişkin bilgi verilmekte ve sahip olduğu mukayeseli
üstünlükler çerçevesinde potansiyel sektörleri tespit edilmektedir.
ANAHTAR KAVRAMLAR
Uluslararası Hizmet Ticareti, Turizmde Çeşitlilik, İnanç
Turizmi, Sağlık Turizmi, Deniz Turizmi.
TURKEY’S SHARE IN
INTERNATIONAL TRADE IN SERVICES AND ITS TOURISM SECTOR IN CONTEXT OF
COMPARATIVE ADVANTAGES
ABSTRACT
Tourism has
a distinguished place in international trade in services because of the revenue
it provides for the countries. It has a high potential for gaining an evident
share in the world trade. With its all sub-fields, tourism contains many
activities. In addition to the factors such as recognizing and understanding
the world, the intensive activitiy in trade grows the volume of tourism sector,
and its significance increases. Therefore the view of the countries to this
sector becomes more critical. This is the same for Turkey as well.
In this
study, the importance of tourism sector for Turkey is revealed, the problems
that the sector is facing with are investigated, and some remedies for them are
suggested. It is aimed to attract attention to these remedies that provide
rising Turkey’s share up in the world trade. Before these subjects, some
information is given related to the place of Turkey in the world trade, and the
sub-service sectors in which Turkey has comparative advantages are determined.
KEY CONCEPTS
International Trade in Services, Diversity in Tourism,
Belief Tourism, Health Tourism, Maritime Tourism.
GİRİŞ
Ülkeler
arasında mal ticaretinin yapılmasının çeşitli sebepleri vardır. Bunlardan bir
kısmı şu şekilde sıralanabilir: Bazı malların ülkelerin bir kısmında üretiminin
olmaması ya da iç üretiminin ülkedeki ihtiyacı karşılamaya yeterli olmaması;
ülkelerin verimlilik seviyelerindeki farklılıklar ve tüketici tercihleri
arasındaki farklılıklar dolayısıyla mal farklılaştırmasına gidilmesi.
Hizmet
ticaretinde bulunulmasının sebepleri, temelde mal ticaretindeki seyirle benzer
özellikler taşımakta olup, bunlardan bir kısmı şöyle sıralanabilir: Kaynakların
dağılımındaki farklılıklar; sahip olunan kültürel geçmişlerdeki farklılıklar;
ülkeler arasındaki teknik bilgi farklılıkları; sahip olunan nitelikli iş gücü
farklılıkları; alt yapı yatırımlarındaki farklılıklar; hizmetlerin üretimindeki
maliyet farklılıkları ve mallarda olduğu gibi hizmetlerde yapılan
farklılaştırma faaliyetleri. Ülkeler, bu ve benzeri amaçlarla hizmet
sektörlerine önem vermekte ve gerçekleştirilen faaliyetlerle uluslararası
ticarî paylarını artırmaya çalışmaktadır.
Ülkelerin
uluslararası hizmet ticaretinde faal hâle gelebilmesi için sahip olduğu
mukayeseli üstünlüklerinin farkında olması ve bunlardan faydalanması lazımdır.
Nitekim, ülkelerin hizmet gelirleri incelendiğinde, kaynakları itibariyle
bunları mukayeseli üstünlüğe sahip oldukları sektörlerden elde ettikleri ortaya
çıkmaktadır. Ülkemiz de hizmet ticareti açısından; beşerî sermaye, bilgi
birikimi, teknolojik alt yapı, kabiliyet donatımı vb. üstünlüklere sahip olup,
bu çerçevede özellikle bazı sektörlerde önemli bir potansiyel taşımaktadır.
Turizm de bunların başta gelenidir.
Bu
çalışmada, ülkemizin uluslararası hizmet ticaretindeki payına ilişkin analizler
yapılmakta ve mukayeseli üstünlüğe sahip olduğumuz hizmet alt sektörleri tespit
edilmektedir. Bu çerçevede, hizmet ticaretimizde belirgin bir paya sahip olan
bir sektör olarak turizme ilişkin analizler gerçekleştirilmekte ve uluslararası
hizmet ticaretindeki payımızın artırılmasında bu sektöre ilişkin alınması
gereken tedbirler araştırılmaktadır.
1. TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI HİZMET TİCARETİNDEKİ YERİ
Hizmetlerin
önemi anlaşıldıktan sonra, ülkelerin bu sektörde yoğunlaşmaya başladığı
görülmektedir. Bu çerçevede, sektöre yönelik destekleyici ve teşvik edici
ekonomi politikaları, ülkelerin dünya piyasalarında rekabet edebilir hizmetler
üretebilmesine imkân sağlamıştır. Böylece giderek artan sayıda ülke,
uluslararası arenada faaliyette bulunmaya başlamıştır. Faaliyette bulunan
ülkeler arasında ağırlık gelişmiş ülkeler (GÜ) lehinedir. Bununla beraber,
gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) de paylarını giderek artırmaktadır. Nitekim,
1980’de 25 en büyük hizmet ihracatçısı arasında beş GOÜ yer almıştır: Meksika,
Singapur, Güney Kore, Suudi Arabistan ve Mısır. Bunlardan Mısır, Singapur,
Meksika ve Güney Kore net hizmet ihracatçısı olmuştur.
[1] Bu sayı günümüzde daha yüksektir.
Gelişmekte
olan bir ülke olarak Türkiye’de de son dönemlerde, hizmet sektörü kapsamında
belirli alanlarda dikkat çekici gelişmeler meydana gelmektedir. Özellikle AB
ile gümrük birliği seviyesindeki entegrasyon sonrasında dış ticaret alanında
önemli açıklar oluşmuştur. Hizmet sektöründeki faaliyetlerden elde edilen
gelir, bu açıkların giderilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir.[2]
Türkiye’nin
hizmet gelir ve gider tutarları, genel olarak olumlu bir gelişim
göstermektedir. Mal ticaretine paralel olarak hizmet ticaretimiz de
artmaktadır. Türkiye’nin hizmet ticaretine ilişkin inceleme yapıldığında, göze
çarpan bazı önemli hizmet ticareti işlemleri şöyledir: İnşaat, Ulaştırma,
Turizm ve Diğer hizmetler.[3]
TABLO 1: TÜRKİYE’NİN HİZMET İHRACATINDAKİ VE İTHALÂTINDAKİ
GELİŞMELER (1984-2003) (MİLYON $)
|
YILLAR |
HİZMET GELİRİ |
HİZMET GİDERİ |
|
1984 |
2.475 |
1.489 |
|
1985 |
3.160 |
1.560 |
|
1986 |
3.123 |
1.533 |
|
1987 |
3.945 |
1.783 |
|
1988 |
5.919 |
2.086 |
|
1989 |
6.569 |
2.541 |
|
1990 |
8.083 |
3.117 |
|
1991 |
8.446 |
3.282 |
|
1992 |
9.564 |
3.757 |
|
1993 |
10.919 |
4.179 |
|
1994 |
11.076 |
4.024 |
|
1995 |
14.939 |
5.319 |
|
1996 |
13.430 |
6.773 |
|
1997 |
19.910 |
8.998 |
|
1998 |
23.686 |
10.180 |
|
1999 |
16.800 |
9.313 |
|
2000 |
20.364 |
8.996 |
|
2001 |
16.030 |
6.900 |
|
2002 |
14.785 |
6.905 |
|
2003 |
17.431 |
8.368 |
Kaynak: TCMB, Ödemeler Dengesi İstatistikleri, http://tcmbf40.tcmb.gov.tr/cbt.html,
15.04.2004.
Hizmet ihracat
gelirinde, 1984-1998 döneminde -1986 ve 1996 yılları hariç- giderek artan bir
seyir söz konusudur. Ancak 1999 yılında önemli ölçüde düşüş meydana gelmiştir.
1998’de 23,7 milyar dolar olan ihracat geliri, 1999’da 16,8 milyar dolara
gerilemiştir. Bunda, 1997 yılında başlayıp Türkiye’de kendini 1999 yılında
hissettiren global ekonomik krizin etkisinin olduğu ifade edilebilir. Nitekim
krizin yoğun bir şekilde devam ettiği 1999-2002 döneminde değişen tutarlarda
hizmet ihracat geliri elde edilmiştir. 2002 yılı itibariyle ise tekrar artış
sürecine girildiği görülmektedir.
Hizmet
ithalât giderinde 1984-1998 döneminde de -1986 ve 1994 yılları hariç- giderek
artan tutarlar söz konusudur. Ancak, bu yıl itibariyle düşüş eğilimine
girilmiştir. İthalât giderindeki bu düşüşü, kriz dolayısıyla meydana gelen iç
talep azalması şeklinde ifade etmek mümkündür. Hizmet ihracatında olduğu gibi,
2002 itibariyle ise tekrar artış eğilimine girilmiştir. Belirtilmelidir ki
1984-2003 döneminde hizmet ihracat geliri, ithalât giderinin daima üstünde
olmuştur. Yani ödemeler dengesinde hizmet kalemi her zaman fazla vermiştir.
TABLO 2: HİZMET İHRACAT VE İTHALÂT TUTARLARINA İLİŞKİN
ORANLAMALAR (1994-2003) (MİLYON $) (%)
|
YIL |
HİZMET İHRACI |
HİZMET İTHALİ |
MAL İHRACI |
MAL İTHALİ |
GSMH* |
HİZMET İHRACI/ MAL İHRACI |
HİZMET İTHALİ/ MAL İTHALİ |
HİZMET İHRACI/ GSMH |
|
1994 |
11.076 |
4.024 |
18.106 |
23.270 |
132.298 |
0,61 |
0,17 |
0,08 |
|
1995 |
14.939 |
5.319 |
21.636 |
35.709 |
170.076 |
0,69 |
0,15 |
0,09 |
|
1996 |
13.430 |
6.773 |
23.225 |
43.627 |
182.824 |
0,58 |
0,15 |
0,07 |
|
1997 |
19.910 |
8.998 |
26.261 |
48.559 |
192.438 |
0,76 |
0,18 |
0,10 |
|
1998 |
23.686 |
10.180 |
26.974 |
45.921 |
206.559 |
0,88 |
0,22 |
0,11 |
|
1999 |
16.800 |
9.313 |
26.587 |
40.671 |
185.266 |
0,63 |
0,23 |
0,09 |
|
2000 |
20.364 |
8.996 |
27.775 |
54.503 |
201.439 |
0,73 |
0,16 |
0,10 |
|
2001 |
16.030 |
6.900 |
31.334 |
41.399 |
148.215 |
0,51 |
0,17 |
0,11 |
|
2002 |
14.785 |
6.905 |
36.059 |
51.554 |
180.892 |
0,41 |
0,13 |
0,08 |
|
2003 |
17.431 |
8.368 |
46.878 |
68.734 |
239.235 |
0,37 |
0,12 |
0,07 |
*Cari alıcı fiyatlarıyla.
Kaynak: (Hesaplamalar, şu kaynaklardan elde edilen verilerle
gerçekleştirilmiştir.)
a)TCMB, Ödemeler Dengesi İstatistikleri, http://tcmbf40.tcmb.gov.tr/cbt.html,
15.04.2004.
b)TÜİK, İstatistikler, http://www.die.gov.tr/ieyd/milhes/page10.html,
11.05.2004.
c)WTO, Statistics, http://www.wto.org/english/res_e/statis_e,
15 Apr. 2004.
Toplam
hizmet ihracatının toplam mal ihracatına oranı, 1994-2001 döneminde %50’nin altına
düşmemiştir. Hatta 1998 yılında bu oran %88’e kadar yükselmiştir. Ancak 2001
itibariyle oranda düşüşler meydana gelmiştir. Yaşanan kriz sürecinde mal
ihracatı artışını sürdürürken, hizmet ihracatında tersi bir durum
gerçekleşmiştir.
Toplam
hizmet ithalâtının toplam mal ithalâtına oranın ise düşük seviyelerdedir.
1994-2003 döneminde bu oranın en yüksek olduğu yıl %23 ile 1999’dur. Bu yıl
itibariyle düşüşler meydana gelmiştir.
Toplam
hizmet ihracatının GSMH’ye oranında yıllar itibariyle farklılıklar
görülmektedir. Bununla beraber, hizmet ihracatının GSMH’ye oranı ortalama %9
civarındadır.
DTÖ
verilerine göre, dünyanın belli başlı 46 ülkesinin toplam ihracatının %19,3’ü
ticarî hizmetlerden oluşurken; Türkiye için bu oran %28,4’tür. Hizmet ithalâtı açısından
bu oranlar sırasıyla %19,6 ve %12,3’tür. Bu durum, Türkiye’nin dünya
ortalamasının üzerinde bir ihracatçı ve dünya ortalamasının altında bir
ithalâtçı olduğunu ortaya koymaktadır.[4]
Türkiye,
hizmet ticaretindeki payını her geçen yıl biraz daha artırmaktadır. DTÖ
tarafından ortaya konan 2001 yılı verilerine göre ülkemizin ihracat değeri 14,8
milyar dolara (TCMB istatistiklerine göre bu tutar 16,03 milyar dolardır.)
yükselmiştir. Bu hâliyle dünya hizmet ihracatındaki payı da %1’e çıkmıştır.
Ancak uluslararası sıralamada, 25.ülke konumunda bulunmaktadır.[5]
2003 yılı tutarlarına bakıldığında ise durum şöyledir: Toplam hizmet ihracatı
17,4 milyar dolara yükselmiş olmakla beraber, başlıca hizmet ihracatçıları
arasında 26. sırada bulunmaktadır.[6]
Ülkemiz, ayrıca “1990-2000 Döneminde Ticarî Hizmetlerde Faal Olan İhracatçı
Ülkeler” sınıflamasında da %9’luk payı ile “İhracat Gelişimi %10 Altı Olan,
Fakat Global Ortalamanın Üstünde Olan Ülkeler” kategorisinin üst sıralarında
yer almaktadır.[7]
Türkiye’nin, hizmet ticaretindeki payını daha üst seviyelere çıkarması
gerektiği açıktır.
2. TÜRKİYE’NİN MUKAYESELİ ÜSTÜNLÜĞE SAHİP OLDUĞU POTANSİYEL
HİZMET ALT SEKTÖRLERİ
Mukayeseli
Üstünlükler Teorisi’ne göre; bir ülke mal üretiminde, sahip olduğu nispî
maliyet avantajına bağlı olarak uzmanlaşmaya gittiği takdirde, uluslararası
ticaret yapabilecek ve söz konusu üstünlüklerine bağlı olarak, ticarî pay elde
edebilecektir. Esasında, mal üretimine yönelik bu Teori’nin, belirli
varsayımlar altında hizmetlere de uyarlanması mümkündür. Buradan hareketle, bir
ülkenin, sahip olduğu üstünlükler sayesinde hizmet ticaretinde de pay elde
edebileceği ve bunları kullanma derecesine bağlı olarak ticarî payını
artırabileceği belirtilebilir.
Ülkelerin
mukayeseli üstünlüğe sahip olduğu faktörler konusunda farklı görüşler ortaya
konmaktadır. Bazı akademisyenler; mukayeseli üstünlüğü artırmada önemli
olduğunu kabul ettikleri faktörleri somut bir şekilde ortaya koymuşlardır.
Bunlar:
Bhagwati’ye göre; genel yetenekler,
Kravis’e göre; beşerî sermaye ve yönetim metotları,
Krommenacker’a ve Krugman’a göre; Ar-Ge harcamaları,
Nusbaumer’a göre organizasyon ve metot uzmanlığı,
Sapir’e ve Lutz’a göre ise; fizikî-beşerî sermaye ve Ar-Ge
harcamalarıdır.
Sıralanan bu faktörler, mallarla ilgili oldukları gibi,
hizmetlerle de doğrudan veya dolaylı bir biçimde ilgilidir. Bu faktörlere
ilaveten, mukayeseli üstünlük kaynaklarından da bahsedilebilir. Söz konusu
kaynaklardan bazıları; coğrafî konum, tabii donanım, alt yapı, politik ortam ve
kültürel farklılıklar şeklinde sıralanabilir. Coğrafî konum ve tabii donanım,
özellikle turizm ve ulaştırma endüstrileri için önemlidir. Örneğin dil
kabiliyeti de diğer bir kültürel üstünlük biçimidir. Hizmet ihracatında
müşterilerin kendi dillerinin veya bildikleri dillerin kullanılabilmesi giderek
önemli avantajlar hâline gelmektedir.[8]
Hizmet
sektöründeki mukayeseli üstünlükleri, “faktörel” ve “kurumsal” olmak üzere iki
kategoride ele alan diğer bir sınıflandırma ise şunları içermektedir:[9]
Faktörel Üstünlükler:
1- Know-how ve kabiliyet donanımı,
2- Yüksek teknoloji de dahil olmak üzere sabit sermaye vb.
fizikî alt yapı miktarı,
3- Bilgi sermayesi, yani işlenmiş ve işlenmemiş bilgi stoku
ile teknolojik yenilikleri uygulayabilme kabiliyeti,
Kurumsal Üstünlükler:
1- Arz edenlerin büyüklüğü ve piyasanın hacmi, yani üretimde
ölçek ekonomileri ve know-how oluşturulabilmesi için geniş bir iç piyasanın
varlığı,
2- Ölçek ekonomilerine bağlı olarak ihtisas ekonomileri,
özel know-how ve bilgi birikimi,
3- Bu tür ölçek ekonomilerini önleme veya daha da
geliştirmeye yönelik kamu düzenlemelerinin rolü.
Bu ve
benzeri faktörler, ülkelere mukayeseli üstünlükler kazandırmaktadır. Tabii
ülkelerin uluslararası arenada ticarî paylarını artırabilmeleri, bunları ne
ölçüde kullanıp kullanamadıklarıyla direkt olarak ilişkilidir. Dolayısıyla
ülkelerin, rekabetçilikleri, sıralanan bu ve benzeri faktörlerle ilgili
gelişimlerini sağladıkları dereceye kadar devam edecektir.
Ülkemiz,
hizmet ticareti açısından; beşerî sermaye, bilgi birikimi, teknolojik alt yapı,
kabiliyet donanımı vb. üstünlüklere sahip olup, bu çerçevede özellikle bazı
sektörlerde önemli bir potansiyel taşımaktadır.
Hizmetlerle
ilgili birtakım sınıflandırmalar yapılmaktadır. Bir sınıflandırmada hizmetler,
teknoloji içeriklerine göre iki grupta ele alınmaktadır. Görüleceği üzere, ilk
grupta daha yüksek seviyede beşerî sermayeye ihtiyaç duyulurken, ikinci grupta
ise daha basit metotların kullanımı söz konusu olmaktadır.[10]
a)Bilgiye Dayalı Hizmet Alt Sektörleri:
Mimarlık-Mühendislik, Teknik Müşavirlik ve Müteahhitlik
Hizmetleri, Bilgi-İşlem ve Ofis Arkası Hizmetler, Danışmanlık ve Meslekî
Hizmetler, Finansal Hizmetler, Sigortacılık Hizmetleri, Telekomünikasyon
Hizmetleri
b)Geleneksel Hizmet Alt Sektörleri:
Ulaştırma Hizmetleri, Turizm Hizmetleri.
Bu
sınıflandırma baz alınarak; “Bilgiye dayalı hizmetler” kapsamında şu
sektörlerde mukayeseli üstünlüklere sahip olduğumuz ifade edilebilir:
a- Mimarlık-Mühendislik, Teknik Müşavirlik ve Müteahhitlik
Hizmetleri,
b- Bilgi-İşlem ve Ofis Arkası Hizmetler.
“Geleneksel
hizmetler” kapsamında ise şu sektörlerde mukayeseli üstünlüklere sahip
olduğumuz ifade edilebilir:
a- Ulaştırma Hizmetleri,
b- Turizm Hizmetleri.
Türkiye’nin,
“Mimarlık-Mühendislik, Teknik Müşavirlik ve Müteahhitlik Hizmetleri”,
“Bilgi-İşlem ve Ofis Arkası Hizmetler”, “Ulaştırma Hizmetleri” ve “Turizm
Hizmetleri” ile ilgili avantajını rakamlar bazında da ortaya koymak mümkündür.
Bu çerçevede, söz konusu dört alt sektör hizmet ihracat tutarlarının, toplam
hizmet ihracat tutarındaki payı incelendiğinde, sahip olunan avantajla ilgili
önemli bir ipucu elde edilmesi mümkün hale gelecektir. Bu amaçla, örneğin 2001
tutarlarına bakılabilir. Merkez Bankası ödemeler dengesi ve DİE hizmet
istatistiklerine göre, Türkiye’nin 2001 yılı toplam hizmet ihracat tutarı
16.030 milyon dolardır. İnşaat, bilgisayar ve ilgili, ulaştırma ve turizm
hizmetlerinin ihracat tutarları ise sırasıyla 654, 9,4[11],
2.854 ve 8.090 milyon dolardır. Bunların toplam hizmet ihracat tutarındaki payı
%72’ye karşılık gelmektedir. Bu tutarlar, yıllar itibariyle artış göstermiştir.
Dolayısıyla, gerekli önemin verilmesi halinde uluslararası hizmet ticaretindeki
payımız açısından, bu sektörlerin katkısının giderek artacağını ifade etmek
mümkündür.
Burada
özellikle dikkat edilmesi gereken konu, mukayeseli üstünlüğe sahip olduğumuz bu
dört alt sektörün içinde en fazla payın, turizm hizmetlerine ait olmasıdır.
Nitekim, 2001 yılı itibariyle toplam hizmet ihracatının %50 civarındaki kısmı
turizm hizmetlerine ait bulunmaktadır. Dolayısıyla ülkemiz açısından turizm,
söz konusu sektörler arasında ayrı bir yere ve öneme sahiptir.
Takip eden
başlıklar altında, turizm sektörünün ülkemizdeki yeri ve önemi analiz edilmekte
ve karşılaşılan sorunlar ele alınarak bunlara yönelik çözüm teklifleri
sıralanmaktadır.
3. MUKAYESELİ ÜSTÜNLÜKLER ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE’DE TURİZM
SEKTÖRÜ
3.1.Turizm Sektörünün
Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi
Geleneksel hizmet
alt sektörleri arasında, ülkemiz açısından mukayeseli üstünlüğe sahip
olduğumuzun ifade edilebileceği en önemli sektörlerden biri turizmdir. Nitekim,
mukayeseli üstünlüğe sahip olduğumuz hizmet alt sektörleri içinde en yüksek pay
turizme aittir. Beşerî sermaye, bilgi birikimi, teknolojik alt yapı, kabiliyet
donanımı vb. faktörlerin bu hizmetlerde önemli ölçüde başarılar sağlanmasına
imkân tanıdığı ifade edilebilir. Klasik tabiriyle, “bacasız endüstri” niteliği
taşıyan bu sektör, ülkemiz için hayati bir yere sahiptir. Bu özelliği gereği,
yıllar itibariyle sektöre ayrı bir önem verilmiştir. Özellikle 1980 sonrasında
sektöre verilen destekler, önemli ölçüde yatırımlarda bulunulmasına imkân
sağlamıştır. Bu yatırımların geri dönüşü ise kısa sürede gerçekleşmiş ve
sektörün ülke ekonomisine katkısı belirgin oranlarda artmıştır. Turizm,
sağladığı katkı dolayısıyla hizmet alt sektörleri arasında ilk sırada yer
almaktadır.
TABLO 3: TÜRKİYE’DE TURİZM HİZMETİ İHRACATINDAKİ VE
İTHALÂTINDAKİ GELİŞMELER (1984-2003) (MİLYON $)
|
YILLAR |
GELİR |
GİDER |
|
1984 |
548 |
277 |
|
1985 |
1.094 |
324 |
|
1986 |
950 |
313 |
|
1987 |
1.476 |
448 |
|
1988 |
2.355 |
358 |
|
1989 |
2.557 |
565 |
|
1990 |
3.225 |
520 |
|
1991 |
2.654 |
592 |
|
1992 |