AKADEM<İ>KTİSAT

 

 

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN 2003 YILI İLK YARISINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

 

 

 

İÇİNDEKİLER:

 

HAVADİS

 

1) REEL KESİM

1-A) BÜYÜME

1-B) SANAYİ

1-C) İSTİHDAM

 

2) FİNANSAL KESİM

2-A) FİYATLAR

2-B) PARASAL GÖSTERGELER

2-C) FİNANSAL YATIRIM ARAÇLARI

 

3) KAMU MALİYESİ KESİMİ

 

4) DIŞ TİCARET KESİMİ

 

BAZI DEĞERLENDİRMELER VE TEKLİFLER

 

 

 

HAVADİS:

            Ağırlıklı olarak 1999 yılından beri yaşadığımız ekonomik krizin dördüncü yılındayız. Bugüne kadarki süreçte olumlu ve olumsuz birçok gelişme meydana gelmiştir. Tabii krizde olmamız dolayısıyla daha çok olumsuz nitelik arz etmiştir bunlar…

 

            2003 yılının ilk altı ayına ilişkin ekonomik fotoğrafın çekilebilmesi için hem 2002 hem de 2003 yılında meydana gelen ekonomik-politik kaynaklı önemli bazı gelişmelere değinmekte fayda vardır. Neler olmuştur 2002 yılında? Birçok hadise meydana gelmekle beraber, bunların ön plana çıkanları iki ana başlıkta toplanabilir: Seçim ve Ortadoğu Operasyonu. 2003 yılına gelindiğinde ise yine aynı şekilde bu iki hadisenin ağırlıklı olarak etkilerini hissettirmekte olduğu görülmektedir.

 

            Türkiye, 2003 yılının ilk altı ayında yine önemli siyasi gelişmeler yaşamıştır. 3 Kasım 2002 seçimleriyle iş başına gelen 58.Hükûmet, dört ay gibi bir süre iktidar koltuğunda kalabilmiştir. Siirt seçimlerinin yenilenmesi sonrasında meydana gelen değişikliklerle mevcut Hükûmet, kabinede fazla değişikliğle gidilmeksizin 23 Mart 2003 itibariyle yerini 59.Hükûmet’e bırakmıştır.

 

            2003 yılının hem Türkiye hem de Dünya ölçeğinde önem arz eden diğer bir gelişmesi ise muhtelif ülkelerce gerçekleştirilen Ortadoğu Operasyonu’dur. 2002 yılında çokça dile getirilen ve gerçekleştirilmesi planlanan Ortadoğu Operasyonu’na, 2003’ün ilk çeyreği sonuna doğru başlanmıştır. Orta Doğu’ya “demokrasi, barış ve özgürlük” getirme amacıyla gerçekleştirilmesi planlanan Operasyon, 20 Mart 2003 itibariyle Amerikan deniz piyadelerinin Kuveyt sınırından Irak topraklarına kara harekatı düzenlenmesiyle başlatılmıştır. Operasyon, Bağdat’ın 9 Nisan 2003’te düşmesi ile belirli bir kısmı itibariyle tamamlanmıştır. Bununla beraber, bölgede yer yer çatışmalar devam etmekte ve Operasyon’un ne kadar devam edeceği ve boyutunun ne olacağı hakkında kesin bir yargıya varılamamaktadır. Bu kapsamda meydana gelen tüm gelişmeler de birçok yönü itibariyle Türkiye’yi yakından ilgilendirmektedir. İnşallah etkileri olumsuz nitelikte olmaz.

 

            Bu yıl içinde meydana gelen diğer bir gelişme ise yolsuzluklarla mücadele alanında olmuştur. Bu kapsamda, 12 Haziran 2003 tarihinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik’e el konulmuştur. (4 Temmuz 2003 itibariyle de İmar Bankası’nın yönetim ve denetimi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiştir. Bu, 2003’ün TMSF’ye devredilen ilk bankası olmuştur.) Bu tarih itibariyle ise söz konusu şirketlerin mevcut sahiplerine daha evvel özelleştirme kapsamında tanınan imtiyaz haklarına son verildiği ifade edilmiştir. Yargı aşamasındaki bu gelişme bir tarafa bırakılarak konu ile ilgili genel nitelikte birtakım değerlendirmeler yapmak mümkündür. Yaşanan bu hadise, Türkiye’de yolsuzluk ve benzeri suistimallerin giderilmesine yönelik çalışmaların ne ilkidir ne de sonuncusu olacaktır. Önemli olan söz konusu çalışmaların başarılı bir şekilde nihayete erdirilebilmesidir. Ümit ediyoruz -eğer yolsuzluk varsa- yaşanan bu son gelişme, “yolsuzluk ve suistimallerin” üzerine başarı ile gidilenlerin ilki olacaktır.

 

            Türkiye ekonomisi, mevcut şartlarda belirli bir düzene girme sürecindedir. Önceki yıllarla kıyaslandığında nispeten iyi durumda olduğumuz ifade edilebilir. Ancak ekonomimiz halihazırda birçok olumsuzluğu da içinde barındırmaktadır. “Krizi kısa sürede atlatabiliriz” şeklindeki bir iddiada bulunmak için henüz erkendir. Aynı şekilde “Bu krizden çıkmamız mümkün değil” şeklindeki bir iddia da bir o kadar doğru olmayacaktır.

 

            Maalesef, Türkiye’de ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde genel itibariyle “siyah-beyaz” anlayışı sürdürülmektedir. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunanların bir kısmı “iyimser” iken, bir kısmı ise “kötümser”dir. Dahası, ya “aşırı iyimser” ya da “aşırı kötümser” bir tavır takınılmaktadır. Her iki tarzın da sağlıklı olmadığı aşikardır. Halbuki “temkinli ve tedbirli” bir tavır takınılması daha makul görünmektedir. Uç noktalarda bulunarak; “hayalperest ve karamsar” tavır takınılması yerine daha makul bir tarz izlenmesi, ekonominin hem mevcut hem de istikbaldeki durumuna ilişkin sağlıklı değerlendirmeler yapılmasına imkan sağlayacaktır. Böylece iktisadi unsurların rastgele kararlarla hareket ederek oluşturdukları ekonomik bir yapı yerine, faaliyetlerini daha sağlam zeminde icra ettikleri ekonomik bir yapıya kavuşulmuş olacaktır.

 

 

Burada, mevcut veriler ışığında Türkiye ekonomisinin 2003 yılı ilk yarısına ilişkin sektörel analizler yapılacaktır:

 

 

1)REEL KESİM

A)BÜYÜME:

            Türkiye ekonomisi, ağırlıklı olarak 1999 yılı itibariyle yaşamaya başladığı kriz sürecinde büyüme oranları açısından dalgalı bir trend sergilemiştir. 1999-2002 dönemi büyüme oranları incelendiğinde bu durumun görülmesi mümkündür. Ancak 2002 itibariyle ekonominin tedrici olarak rayına oturmaya başladığına şahit olunmaktadır. Ekonomi, birçok olumsuzluğu içinde barındırıyor olmakla beraber, dinamiklerini harekete geçirerek belli bir büyüme trendi de yakalamıştır.

 

Ekonomik büyümeye ilişkin veriler, aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

 

TABLO 1: BÜYÜME (GSMH) ORANLARI (%)

YILLAR

BÜYÜME ORANI

1997

8,0

1998

3,8

1999

-6,4

2000

6,3

2001

-9,5

2002

I.çeyrek

II.çeyrek

III.çeyrek

IV.çeyrek

7,8

0,4

10,7

7,9

11,5

2003 (hedef)

I.çeyrek

5,0

7,4

Kaynak:DİE

 

 

            2001 yılında %9,5 oranında daralan ekonomide, 2002 yılında hedeflenenin de üstünde büyüme sağlanmıştı. Nitekim, özellikle son çeyrek itibariyle kaydedilen yüksek performans ile %4 olarak tespit edilen büyüme hedefinin neredeyse iki katı civarında bir büyüme oranına ulaşılmıştır. 2003 yılı için tespit edilen büyüme hedefi ise, evvelki yılın rekor seviyesindeki büyüme hızına rağmen mütevazi bir oranda olup %5’tir. İlk çeyrekler itibariyle değerlendirildiğinde ise 2002 yılıyla kıyaslandığında 2003 yılındaki büyüme oranı çok yüksek seviyede gerçekleşmiştir. Söz konusu oranlar sırasıyla %0,4 ve %7,4’tür. (Bkz. Tablo 1) GSYİH büyüme hızı ise %8,1 oranında gerçekleşmiştir.

 

            DİE’den yapılan açıklamaya göre, 2003 yılı ilk çeyreği itibariyle GSMH, cari fiyatlarla 66 katrilyon 147 trilyon 465 milyar TL’dir. Bazı alt sektörler itibariyle büyüme oranları ise şöyle olmuştur:Tarım %7; Sanayi %7,8; İnşaat %-17; Ticaret %10,8; Ulaştırma ve Haberleşme %13,7; Finansal Kuruluşlar %-8,1; Serbest Meslekler ve Hizmetler %7,9.

 

            2003 yılının ilk çeyreğinde sağlanan %7,4’lük büyüme oranının aynı şekilde ikinci çeyrekte de sağlanabileceğini söylemek kolay değildir. “Ortadoğu Operasyonu”nun sebep olduğu sektörel maliyetler ve dövizdeki gerilemenin dış ticarette sebep olduğu olumsuz etkiler dolayısıyla aynı büyüme trendinin sürdürülebileceği ifade edilemese de çok büyük bir gerileme olacağı da belirtilemez. Yıl geneli dikkate alındığında %5’lik büyüme hedefinin tutturulmaması için hiçbir sebep yoktur. Normal şartlarda bunun aşılabilmesi de mümkün görünmektedir. OECD’nin Mart 2003’te yayımladığı tahmin raporunda da Türkiye’nin 2003-2007 döneminde ortalama %5,7 oranında büyüyeceği ifade edilmektedir. Bu da gerek cari yılda ve gerekse müteakip yıllarda Türkiye’nin önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğuna işaret etmektedir.

 

 

B)SANAYİ:

İmalat sanayiindeki üretim artış oranları, alt sektörler itibariyle aşağıda yer almaktadır.

 

TABLO 2: ÜRETİM ARTIŞI

İKTİSADİ FAALİYET KOLLARI

I. Çeyrek İtibariyle 2002 Yılına Göre 2003 Yılında Üretim Değişimi (%)

Kamu

Özel

Toplam

TOPLAM SANAYİ

-5,6

13,6

8,3

Madencilik Sektörü

-18,8

11,8

-13,1

İmalat Sanayii Sektörü

2,9

11,1

9,4

Elektrik, Gaz ve Su Sektörü

-18,7

65,1

8,2

Kaynak:DİE

 

 

            Sanayi sektörü, ilk çeyrek itibariyle 2002 yılına göre 2003’te toplamda %8,3 oranında bir artış kaydetmiştir. Ancak bunun tamamı özel sektör üretiminden kaynaklanmıştır. Çünkü kamu sektöründe üretim gerilemesi söz konusudur. Yine toplam oranlar açısından değerlendirildiğinde, madencilik sektörü dışındaki sektörlerde üretim artışı yaşanmıştır. En yüksek üretim artışı ise %9,4 oranı ile imalat sanayiinde gerçekleşmiştir. (Bkz. Tablo 2)

 

 

TABLO 3: KAPASİTE KULLANIM ORANLARI (%)

 

2001

2002

2003

Ocak

70,5

73,9

74,9

Şubat

70,9

71,0

71,9

Mart

70,7

75,3

78,3

Nisan

68,5

73,8

75,9

Mayıs

70,4

75,7

78,6

Haziran

71,3

76,4

 

Temmuz

71,1

77,5

 

Ağustos

71,7

76,4

 

Eylül

72,9

79,7

 

Ekim

74,0

80,4

 

Kasım

74,0

77,2

 

Aralık

73,3

76,5

 

Kaynak:DİE

 

 

            2002 yılı ile kıyaslandığında, 2003 yılı aylarında kullanılan kapasite oranları daha yüksek seviyededir. En düşük oran %71,9 ile Şubat’ta iken en yüksek oran ise %78,6 ile Mayıs ayındadır. (Bkz. Tablo 3) Ocak-Mayıs dönemi ortalama kapasite kullanım oranı 2002 yılı ortalama KKO’su ile aynı olup %76 civarındadır.

 

 

TABLO 4: TAM KAPASİTE İLE ÇALIŞAMAMA SEBEPLERİ (MAYIS) (%)

 

2002

2003

İç Pazarda Talep Yetersizliği

64,9

43,9

Dış Pazarda Talep Yetersizliği

14,3

23,2

Mali İmkansızlık

3,5

5,9

Yerli Mallarda Hammadde Yetersizliği

2,5

2,6

İşçilerle İlgili Meseleler

1,9

2,0

İthal Mallarda Hammadde Yetersizliği

1,0

1,2

Kaynak:DİE

 

 

            2003 yılı Mayıs ayı itibariyle “tam kapasite ile çalışamama” için belirtilen sebepler, 2002 yılı için belirtilen sebeplerle benzerlik göstermekte olup sadece nispi değişiklikler söz konusudur. Bunlar içinde dikkat çekenler; “iç ve dış pazarda talep yetersizliği”ne ilişkin belirtilenlerdir. “İç pazarda talep yetersizliği” şeklinde belirtilen sebep, %64,9’dan %43,9’a inmiştir. Bu da göstermektedir ki iç piyasada, önceki döneme kıyasla bir canlanma yaşanmaktadır. Ancak “dış pazarda talep yetersizliği” şeklinde belirtilen sebep, %14,3’ten %23,2’ye yükselmiştir. (Bkz. Tablo 4) Bu, dış ticaret açısından olumsuz bir durumun habercisidir.

 

            Dış talepteki yetersizlik, “Ortadoğu Operasyonu” vb. elde olmayan gelişmelerden kaynaklanıyorsa, bu sorunun aşılması mümkündür. Ancak eğer bizzat ekonomik yapıdan kaynaklanıyorsa, konu ile ilgili daha dikkatli olunması gerektiği açıktır. Bu çerçevede dış ticaret alanında daha sıkı tedbirlerin alınması ve teşvik edici mekanizmaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Doğrusu, kurların da düşük olduğu bir döneme rağmen, dış talebin yetersiz seviyede olması düşündürücüdür.

 

 

TABLO 5: YENİ KURULAN ŞİRKETLER, KOOPERATİFLER VE FİRMALAR (OCAK-MAYIS)

 

2002

2003

Değişim(%)

Yeni açılan şirketler ve koop.

14.221

13.585

-4,47

Kapanan şirketler ve koop.

1.238

2.224

79,64

Yeni açılan firmalar

10.169

15.275

50,21

Kapanan firmalar

7.904

5.900

-25,35

Kaynak:DİE

 

 

            Ocak-Mayıs dönemi itibariyle 2002 yılına göre 2003 yılında şirket ve kooperatif açılışlarında %4,47 oranında azalma meydana gelmiştir. Kapanan şirket ve kooperatif sayısında ise %79,64 oranında artış olmuştur. Firmalar açısından değerlendirildiğinde ise şirket ve kooperatiflerin tersine bir gelişim görülmektedir. Nitekim firma açılışlarında %50,21 oranında artma; kapanışlarında ise %25,35 oranında azalma olmuştur. (Bkz. Tablo 5)

 

 

C)İSTİHDAM:

            DİE, Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre, 2003 yılının ilk çeyreği itibariyle kurumsal olmayan nüfusa ilişkin istihdam durumu aşağıda yer almaktadır.

 

TABLO 6: KURUMSAL OLMAYAN NÜFUSUN İŞ GÜCÜ DURUMU

(000 kişi)

2002

2003

 

I. ÇEYREK

I. ÇEYREK

KURUMSAL OLMAYAN SİVİL NÜFUS

 

 

(15 VE ÜSTÜ YAŞ)

47.711

48.587

 

 

 

İŞGÜCÜ DURUMU

21.917

23.088

   İstihdam Edilenler

19.387

20.244

   İşsiz

2.531

2.844

 

 

 

İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI (%)

45,9

47,5

 

 

 

İSTİHDAM ORANI (%)

40,6

41,7

İŞSİZLİK ORANI (%)

11,5

12,3

   Eğitimli Genç Oranı

29,2

27,9

 

 

 

EKSİK İSTİHDAMDA OLANLARIN İŞGÜCÜNE ORANI (%)

 

5,9

 

5,0

   Eğitimli Genç Oranı

5,5

8,9

Kaynak:DİE

 

 

            2002’nin I.çeyreğine nazaran 2003 yılının aynı döneminde “15 ve üstü yaştaki nüfusta” artış meydana gelmiştir. Bu çerçevede 47.711.000 olan nüfus, 48.587.000’e yükselmiştir. İstihdam edilenlerde artış olmakla beraber, işsizlerde de artış yaşanmıştır. İşgücüne katılım oranında ise bir yükselme görülmekte olup 2002’de %45,9 olan oran, %47,5’e çıkmıştır.(Bkz. Tablo 6)

 

            2002’nin ilk çeyreğinde %40,6 olan istihdam oranı, 2003’ün aynı döneminde %41,7’ye yükselmiştir. İşsizlik oranı da %11,5’ten %12,3’e çıkmıştır. İşsizlik oranı artmakla beraber, işsiz eğitimli genç oranında düşüş gerçekleşmiştir. Önceki dönemde %29,2 olan bu oran, %27,9’a gerilemiştir. (Bkz. Tablo 6) Demek ki eğitimli gençler, ekonomide meydana gelen nispi iyileşmeye paralel olarak iş bulabilme imkanına sahip olmuştur.

 

 

2)FİNANSAL KESİM

A)FİYATLAR:

            İktisat politikasının temel amaçlarından biri olan “fiyat istikrarının sağlanması”na yönelik olarak birkaç yıldır yürütülen çalışmalar, meyvelerini vermektedir. Merkez Bankası’nın ısrarla öncelik verdiği bu hedef, artık ulaşılamaz olmaktan çıkmıştır. Bununla beraber, belirtilmelidir ki enflasyonun kontrol altına alınması konusundaki başarı, sadece izlenen politikalarla sağlanabilmiş değildir. Konjonktürün uygun oluşu da bu başarıda katkı sahibidir. Çünkü ekonomide zaten bir durgunluk mevcuttur. Dolayısıyla durgun bir ekonomide enflasyon oranının düşmesi kadar doğal bir süreç olamaz. Yine de izlenen stratejilerin başarısız olduğu şeklindeki bir değerlendirme, “hakkın sahibine teslim edilmemesi” manasına gelecektir.

 

Fiyatlarda meydana gelen değişmeler, Tablo 7 ve 8’de yer almaktadır.

 

TABLO 7: FİYATLARDAKİ GELİŞMELER (AYLIK ORTALAMA)

 

TEFE

 

TÜFE

 

2001

2002

2003

 

2001

2002

2003

Ocak

2,3

4,2

5,6

 

2,5

5,3

2,6

Şubat

2,6