AKADEM<İ>KTİSAT

 

 

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN 2002 YILI İLK DOKUZ AYINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

 

 

 

İÇİNDEKİLER:

 

GİRİŞ

 

A) BÜYÜME

B) SANAYİ

C) İSTİHDAM

D) FİYATLAR

E) PARASAL GÖSTERGELER

F) KAMU MALİYESİ

G) DIŞ TİCARET

 

DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER

 

 

 

GİRİŞ:

            Yaklaşık üç yıldır ekonomik kaynaklı bir kriz yaşıyoruz. 2000 ve 2001 yılındaki zorlu süreç sonrasında 2002 yılına umutlarla başladık. İlk çeyrek itibariyle olumlu bazı gelişmeler oldu. Ancak ikinci çeyrek itibariyle yeni bir süreç başladı. Politik bir belirsizliğe girdik ve bunun ekonomiye yansıması da çok uzun sürmedi.

 

            Türkiye, yaklaşık altı ay boyunca “rüzgarda hareket eden yaprak” misali yoluna devam etti. Politik arenada meydana gelen “deprem” niteliğindeki gelişmeler, ekonomiyi daha karmaşık hale getirdi. Ekonomik unsurların ileriye yönelik bakış açıları daraldı ve gelecekten kaygı duyulur hale gelindi. Piyasalarda bir durgunluğa girildi. Öyle ki yatırım kararları ertelendi veya bunlardan tamamen vazgeçildi. Genel olarak piyasalarda ise; yüksek faiz oranlarına, istikrarsız döviz kurlarına ve cazibesini kaybetmiş bir sermaye piyasasına şahit olundu. Seçim kararının alınmasıyla birlikte, belirsizliğin nispeten ortadan kalkmasına bağlı olarak, ekonomide bazı hareketlenmeler oldu.

 

            Normal şartlarda, bir ekonomide belirsizlik varsa, bu tüm faaliyetleri olumsuz bir şekilde etkiler. Belirsizliğin ortadan kalkması oranında ise hareketlenmeler olur. Ülkemizde de 3 Kasım seçim kararı alınınca, lehte bazı gelişmeler oldu, fakat yeterli seviyede değildi bunlar... Çünkü gerçekten olağanüstü şartlarda, olağanüstü bir seçime gidilmekteydi. Zaten 4 Kasım’a kadar netice hakkında net bir yorum yapabilmek hiçbir zaman da mümkün olmadı. Bundan dolayı, seçim gününe kadar, ekonomik açıdan arzu edilen seviyede faaliyet hacmine de ulaşılamadı. Ekonomik unsurların tamamında mevcut olan “çekingenlik” 3 Kasım akşamına kadar devam etti.

 

            Ülkemiz, 4 Kasım itibariyle politikada yeni bir yapıda karar kıldı. İnsanlarımız, 10 yıldır süregelen koalisyon hükumetlerinin yeterliliği düşüncesiyle “tek partili” bir iktidarla ve “tek partili” bir muhalefetle yoluna devam etmeyi uygun gördü. Ülkemizin; ekonomik, sosyal, siyasi, hukuki ve kültürel alanda birçok değişikliğe ihtiyacı var. Ümidimiz, bunun mevcut yapı ile gerçekleştirilebilmesidir.

 

            Piyasaların seçim sonucuna tepkisine gelince... Bu, ilk safhada olumlu yönde olmuştur. Para ve sermaye piyasalarında lehte gelişmeler yaşanmıştır. Reel kesimin bakışı da “gelecekten ümitvar” olma yönündedir. Mühim olan, bu havanın sürekliliğidir. Ortadoğu operasyonu ve benzeri bir olumsuzluk olmaması halinde ekonomik alanda, kalınan yerden “kurtuluş mücadelesine” devam edilmesi mümkündür. İnşaallah her şey ümit edildiği gibi olacaktır.

 

 

Burada, mevcut veriler ışığında Türkiye ekonomisinin ilk dokuz ayına ilişkin sektörel analizler yapılacaktır:

 

 

A) BÜYÜME:

Ekonomik büyümeye ilişkin veriler, Tablo 1’de verilmiştir.

 

TABLO 1: BÜYÜME ORANLARI (%)

YILLAR

BÜYÜME ORANI

1997

8,0

1998

3,8

1999

-6,4

2000

I.çeyrek

II.çeyrek

6,1

4,2

4,4

2001

I.çeyrek

II.çeyrek

-9,4

-3,1

-12,1

2002 (hedef)

I.çeyrek

II.çeyrek

4,0

0,3

8,8

Kaynak:DİE

 

 

            2001 yılının ikinci çeyreğinde %12,1 oranındaki küçülmeye karşılık 2002’nin aynı döneminde %8,8 oranındaki büyüme, ekonomide iyiye gidişe işaret etmektedir. 2002’nin ilk çeyreğindeki büyüme oranı ise %0,3 idi. Böylece ilk yarı bazında kaydedilen büyüme %4,7 oranındadır. (Bkz. Tablo 1) 2002 yılı itibariyle hedef büyüme oranı, revize edilmeden evvel %3 idi. Politik ve buna bağlı ekonomik belirsizliğe girdiğimiz ikinci çeyrek itibariyle geleceğe yönelik endişeler, buna ulaşmanın bile zor olduğunu gösteriyordu. Ancak özellikle seçim sonrası yakalanan olumlu hava sonrasında görünen o ki revize edilen %4 oranının üstünde bile büyümek mümkündür.

 

 

B) SANAYİ:

İmalat sanayiindeki üretim artış oranları, alt sektörler itibariyle aşağıda yer almaktadır.

 

TABLO 2: ÜRETİM ARTIŞI

İKTİSADİ FAALİYET KOLLARI

SEKİZ AYLIK ORTALAMA (Ocak-Ağustos)

2001

2002

TOPLAM SANAYİ

-7,4

8,0

Madencilik Sektörü

-2,8

-9,4

İmalat Sanayii Sektörü

-8,2

9,3

Elektrik, Gaz ve Su Sektörü

-2,4

5,9

Kaynak:DİE

 

 

            Sekiz aylık ortalamalar dikkate alındığında, madencilik sektörü dışında diğer sektörlerde gözle görülür bir üretim artışı gerçekleşmiştir. 2001 yılının aynı dönemindeki üretim düşüşleri dikkate alındığında, 2002 yılında üretimde olumlu bir ivme kazanıldığı görülmektedir. En yüksek üretim artışı “imalat sanayii sektörü”nde iken bunu “elektrik, gaz ve su sektörü” takip etmektedir. (Bkz. Tablo 2)

 

 

TABLO 3: KAPASİTE KULLANIM ORANLARI (%)

 

2000

2001

2002

Ocak

73,0

70,5

74,0

Şubat

74,0

70,9

71,9

Mart

74,0

70,7

76,0

Nisan

77,2

68,5

74,3

Mayıs

77,1

70,4

75,5

Haziran

76,7

71,3

76,2

Temmuz

76,4

71,1

77,5

Ağustos

75,8

71,7

76,6

Eylül

73,9

72,9

80,0

Ekim

81,3

73,9

 

Kasım

79,6

74,1

 

Aralık

74,5

73,6

 

Kaynak:DİE

 

 

            2002 yılının ilk dokuz ayında ulaşılan kapasite kullanım oranları(KKO), her ay bazında 2001 yılındakinden daha yüksek seviyededir. 2002 yılının Ocak ayındaki kapasite kullanım oranı ile kıyaslandığında, Eylül ayında ulaşılan %80’lik KKO sevindirici niteliktedir. Bu oran aynı zamanda son üç yılın da en yüksek oranıdır. (Bkz. Tablo 3) Bu yıl itibariyle ortalama KKO %75,7’dir. Aynı ivme ile devam edildiği takdirde, yıl sonu ortalama KKO’nın %76-77 seviyesinde gerçekleşeceği belirtilebilir.

 

 

TABLO 4: TAM KAPASİTE İLE ÇALIŞAMAMA SEBEPLERİ (Eylül (%) :

 

2001

2002

İç Pazarda Talep Yetersizliği

51,0

59,0

Dış Pazarda Talep Yetersizliği

10,1

10,0

Mali İmkansızlık

3,7

2,1

Yerli Mallarda Hammadde Yetersizliği

2,8

3,1

İşçilerle İlgili Meseleler

2,2

2,5

İthal Mallarda Hammadde Yetersizliği

1,2

1,0

Kaynak:DİE

 

 

            2002 yılında tam kapasite ile çalışamama sebepleri, 2001 yılı ile benzerlik göstermektedir. Yine en temel sebep, iç piyasadaki durgunluktur. Bunun sebebi açıktır. Bir kriz sürecindeyiz ve alım gücü düşüktür. Fakat dikkat çekici ve bir o kadar da sevindirici olanı ise dış pazardaki talep yetersizliğinin ilk derecede belirtilen sebep olmayışıdır. (Bkz. Tablo 4) Çünkü bu, üreticilerimizin ihracatı yavaş yavaş öğrenmeye başladığını ifade etmektedir. Nitekim, dış ticaret alanında kaydedilen olumlu gelişmeler, bunu teyit eder niteliktedir.

 

 

TABLO 5: YENİ KURULAN ŞİRKETLER, KOOPERATİFLER VE FİRMALAR (OCAK-EYLÜL):

 

2001

2002

Değişim(%)

Yeni açılan şirket ve koop.

22.536

23.593

4,69

Kapanan şirketler ve koop.

1.787

2.286

27,92

Yeni açılan firmalar

12.378

17.883

44,47

Kapanan firmalar

10.883

12.112

11,29

Kaynak:DİE

 

            Kapanan şirket, kooperatif ve firma sayısında artış olmakla birlikte; yeni açılanlarda daha fazla bir artış gerçekleşmiştir. (Bkz. Tablo 5) Kapananları, genel olarak kriz sürecinde meydana gelen “seleksiyon” şeklinde değerlendirmek mümkündür. Yani uygun bir şekilde faaliyette bulunamayan firmaların tasfiyesi denebilir. Tabii ki bu tüm firmalar için değil, fakat birçoğu için belirtilebilecek bir yargıdır.

 

            Açıktır ki kapanan şirket ve firmaların büyük bir çoğunluğu KOBİ(Küçük ve Orta Ölçekli İşletme)dir. Bir ekonomide bunca kaybın olması, üzücüdür. Esasında uygun olanı zorda olan işletmelerin tasfiyesi değil, tesviyesidir. Ancak bunların tamamının kurtarılma planına dahil edilmesi mümkün değildir. Mevcut şartlarda böyle bir organizasyon sadece bazı işletmeler için icra edilmektedir. Bu amaçla “İstanbul Yaklaşımı” kapsamında, halihazırda 162 firmanın 290 milyon dolarlık borcu yeniden yapılandırılmış bulunmaktadır. Türkiye Bankalar Birliği’nin “Finansal Yeniden Yapılandırma Programı Eylül 2002 Raporu”nda söz konusu işletmelerin 126’sının büyük, 36’sının ise KOBİ statüsünde olduğu belirtilmektedir.

 

 

C) İSTİHDAM:

            DİE, Hane Halkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre, 2002 yılının ikinci çeyreği itibariyle kurumsal olmayan nüfusa ilişkin istihdam durumu aşağıda yer almaktadır.

 

TABLO 6: KURUMSAL OLMAYAN NÜFUSUN İŞ GÜCÜ DURUMU

(000 kişi)

2001

2002

 

II. ÇEYREK

II. ÇEYREK

KURUMSAL OLMAYAN SİVİL NÜFUS

 

 

(15 VE ÜSTÜ YAŞ)

45.582

46.528

 

 

 

İŞGÜCÜ DURUMU

22.694

23.086

   İstihdam Edilenler

21.127

20.869

   İşsiz

1.567

2.217

 

 

 

İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI (%)

49,8

49,6

 

 

 

İSTİHDAM ORANI (%)

46,3

44,9

İŞSİZLİK ORANI (%)

6,9

9,6

   Eğitimli Genç Oranı

23,2

27,2

 

 

 

EKSİK İSTİHDAMDA OLANLARIN İŞGÜCÜNE ORANI (%)

 

6,0

 

5,8

   Eğitimli Genç Oranı

6,8

5,2

Kaynak:DİE

 

 

            2002’nin ikinci çeyreğinde, 2001’in aynı dönemine göre, 15 ve üstü yaştaki kurumsal olmayan sivil nüfusta artış meydana gelirken, istihdam edilenlerde tersi yönde bir değişme olmuştur. İşsizlik oranı %6,9’dan %9,6’ya çıkmıştır. Bu haliyle, 2002’nin ikinci çeyreği itibariyle 2.217.000 işsiz mevcuttur. İşsiz olanlar içindeki eğitimli genç sayısı da belirgin bir oranda artmıştır. (Bkz. Tablo 6)

 

 

D) FİYATLAR:

            Öncelikli hedefi, “fiyat istikrarının sağlanması” olan Merkez Bankası, bu alanda belirgin bir başarı sergilemiştir. İzlenen stratejilerle enflasyonun istikrarlı bir şekilde kontrol altına alınabilmesi mümkün olmuştur. Ancak açıktır ki bu alanda sağlanan başarı ile birlikte gizli bir tehlike de belirmiştir. Çünkü alım gücündeki düşüşe paralel olarak enflasyonda düşüşler yaşanmıştır. Ancak görünen o ki bu şekilde devam edildiği takdirde, “stagflasyon” durumuna girilmesi ihtimali vardır. Enflasyonun kontrolü ve düşürülmesi uygundur ama bu strateji, ekonomideki hareketliliği sağlayan dinamikler ortadan kaldırılmadan izlenmelidir.

 

 

TABLO 7: FİYATLARDAKİ GELİŞMELER (AYLIK ORTALAMA)

 

TEFE

 

 

TÜFE

 

 

2001

2002

 

2001

2002

Ocak

2,3

4,2

 

2,5

5,3

Şubat

2,6

2,6

 

1,8

1,8

Mart

10,1

1,9

 

6,1

1,2

Nisan

14,4

1,8

 

10,3

2,1

Mayıs

6,3

0,4

 

5,1

0,6

Haziran

2,9

1,2

 

3,1

0,6

Temmuz

3,3

2,7

 

2,4