TÜRKİYE EKONOMİSİNİN
2002 YILI İLK YARISINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
İÇİNDEKİLER:
GİRİŞ
A) BÜYÜME
B) SANAYİ
C) İSTİHDAM
D) FİYATLAR
E) PARASAL GÖSTERGELER
F) KAMU MALİYESİ
G) DIŞ TİCARET
DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER
GİRİŞ:
1999 yılı
itibariyle belirginleşerek, bugünlere kadar zorlu bir süreç yaşamamıza sebep
olan ekonomik bir kriz yaşamaktayız. Söz konusu süreç, en şiddetli yüzünü
geçtiğimiz sene yani 2001’de göstermişti. 2001’de gerek reel ve gerekse mali
kesimde çok ciddi depremler yaşanmıştı. Reel kesim kapsamındaki birçok
işyerinin kapanmasına ilaveten, mali kesimde de birçok banka ve finansal
kuruluşun iflası veya faaliyetlerini başka çatılar altında sürdürmesi sürecini
adım adım yaşadık.
2001 gibi
çok zorlu geçen bir devreden sonra, hemen her kesimin beklentisi, müteakip
yılın yani 2002 yılının önceki yıla nazaran daha duru geçmesi idi. Nitekim bu
yıla büyük umutlarla başlandı. Veya ekonominin halen birçok olumsuzluğu içinde
barındırıyor olduğu bilinmesine rağmen, böyle bir yıl yaşanması ümit edildi.
Çünkü onca sıkıntıdan sonra böylesi bir ümide ihtiyaç hissetmekteydi Türkiye
insanları...
2002
yılına, söz konusu beklentiler karşılanırcasına birtakım nispeten olumlu
gelişmelerle başlandı. Başta üretimde olmak üzere ekonomide ufak bazı
kıpırdanmalar yaşanmaya başlandı. Önceki senenin rekor seviyede küçülmesinden
sonra, başta sanayi sektöründe olmak üzere tüm sektörlerde küçük de olsa üretim
artışları sağlandı. Bunun dış ticarete yansıması da olumlu bir nitelik arz
etti. Enflasyonda da –reel olmasa da- düşüşler yaşandı. Ayrıca, para ve sermaye
piyasalarında da –dönem dönem istikrarsızlıklar yaşansa da- olumlu gelişmeler
görüldü. Döviz kurunda düşüşe ve belli bir istikrar ortamına; faizde düşüşe ve
rahat ve uygun vadede borçlanmalara, borsada da yükselen endekse ve artan işlem
hacimlerine şahit olduk. Bu hava genel olarak ilk çeyrek boyunca devam etti.
Böylece geleceğe daha bir güvenle ve rahat bir açıyla bakılmaya başlandı,
Mayıs’a kadar... Söz konusu olumlu ortam, ikinci çeyrek itibariyle yerini
olumsuzluklara terk etmeye başladı.
Ekonomi,
tek başına başarı sağlanabilecek bir alan değildir. Sosyal bir alan olması
itibariyle, toplumun her yönü ekonomiyi etkileyici bir mahiyet arz eder. Yani,
siyaset de ekonomiyi etkiler, hukuk da ekonomiyi etkiler, kültür de... Uygun
bir siyasi zeminin olmadığı bir ülkede, sağlam bir ekonomik ortam, ancak bir
hayal olabilir. Aynı şekilde hukuka riayet edilmeyen bir ülkenin ekonomisi de
aykırılıklar ve düzensizliklerle doludur.
Ülkemizde,
ikinci çeyrek itibariyle, politik arenada başlayan “fetret devri”, ekonominin
de girmiş olduğu raydan çıkmasına sebep oldu. Tren hala ray üzerine gelemedi,
devrilmemesine şaşmak lazım!
Son birkaç
aydır yaşanan bu politik belirsizlik, ekonomiyi de bir belirsizlik ortamına
sürüklemiş haldedir. Bu çerçevede, ekonominin tüm alanlarında olumsuz gelimeler
görülmeye başlanmıştır. Döviz ve faiz piyasası istikrarsız bir niteliğe
bürünmüştür. Sermaye piyayası ise adeta “tehlikeli bi bölge” haline gelmiştir.
Tüm bu yaşananlardan sonra, daha evvel bahsedilen olumlu hava, halihazırda yok
olmuştur. Geleceğe duyulan ümit, yerini kaygıya bırakmıştır. Ümit ederiz, en
başta yaşanan bu politik belirsizlik, yerini bir netlik ortamına bırakır ve
meydana gelen hasar giderilerek ekonomide kalınan yerder emin adımlarla devam
edilebilir.
Aşağıda, Türkiye ekonomisinin ilk altı ayına ilişkin
sektörel analizler yapılacaktır:
A) BÜYÜME:
Ekonomik büyümeye ilişkin veriler, Tablo 1’de verilmiştir.
TABLO 1: BÜYÜME ORANLARI (%)
|
YILLAR |
BÜYÜME ORANI |
|
1997 |
8,0 |
|
1998 |
3,8 |
|
1999 |
-6,4 |
|
2000 I.dönem |
6,1 4,2 |
|
2001 I.dönem |
-9,4 -3,1 |
|
2002 (hedef) I.dönem |
3,0 0,7 |
Kaynak:DİE
2001
yılında gerçekleşen %9,4 gibi rekor seviyede bir küçülme oranının, 2002 yılında
yerini büyümeye terk etmesi beklenmektedir. Nitekim program hedefi % 4 olarak
tespit edilmiş olmakla birlikte, 18 Ocak tarihli Niyet Mektubu’yla %3 şeklinde
revize edilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu hedefe ulaşılsa bile, 2001
yılının %9,4 gibi yüksek oranlı küçülmesinin telafi edilebilmesi imkansızdır.
Çünkü önceki senenin tahribatının giderilebilmesi ancak %9,4 üstü oranlarda
sağlanan büyüme ile mümkün olabilecektir.
Görüleceği üzere, 2000 yılı ilk
çeyreği itibariyle büyüme oranı %4,2’dir. 2001’deki oran ise %-3,1’dir. Bu yıl
aynı dönemde elde edilen büyüme oranı ise pozitif olup %0,7’dir. Yani önceki
dönemle kıyaslandığında, belirgin bir büyümeden bahsedilebilir. Ancak, son dönemde
meydana gelen belirsizliklerin büyüme üzerinde olumsuz etkide bulunacağı
belirtilebilir. Yani eğer halihazırdaki belirsizlik giderilmez ve ekonomide
denge sağlanmazsa, ikinci çeyrekte %0,7’lik büyüme oranı bile
sağlanamayacaktır. (Bkz. Tablo 1)
B) SANAYİ:
İmalat sanayiindeki üretim artışı oranları, alt sektörler
itibariyle aşağıda yer almaktadır.
TABLO 2: ÜRETİM ARTIŞI
|
İKTİSADİ FAALİYET KOLLARI |
BEŞ AYLIK ORTALAMA (OCAK-MAYIS) |
|
|
2001 |
2002 |
|
|
TOPLAM SANAYİ |
-5,2 |
7,2 |
|
MADENCİLİK SEKTÖRÜ |
-3,2 |
-5,5 |
|
İMALAT SANAYİ SEKTÖRÜ |
-5,6 |
8,3 |
|
ELEKTRİK, GAZ VE SU SEKTÖRÜ |
-2,6 |
4,5 |
Kaynak:DİE
2001 yılına
nazaran 2002 yılında sektörlerin tamamına yakınında belirgin bir üretim artışı göze
çarpmaktadır. 2001 yılında tüm faaliyet kollarında ciddi bir üretim düşüşü
yaşanmış olmasına karşılık, 2002’de bu eğilimini devam ettiren tek sektör
madencilik’tir. Nitekim madencilik sektöründeki üretim düşüşü %5,5 şeklinde
gerçekleşmiştir. Bu oran, 2001’deki %-3,2’yi neredeyse ikiye katlayacak
seviyededir. Artış oranları açısından ise en yüksek pay, %8,3 ile imalat
sanayiine aittir. (Bkz. Tablo 2)
TABLO 3: KAPASİTE KULLANIM ORANLARI (%)
|
|
2000 |
2001 |
2002 |
|
Ocak |
73,0 |
70,5 |
74,0 |
|
Şubat |
74,0 |
70,9 |
71,9 |
|
Mart |
74,0 |
70,7 |
76,0 |
|
Nisan |
77,2 |
68,5 |
74,2 |
|
Mayıs |
77,1 |
70,4 |
75,7 |
|
Haziran |
76,7 |
71.3 |
|
|
Temmuz |
76,4 |
71.5 |
|
|
Ağustos |
75,8 |
71.7 |
|
|
Eylül |
73,9 |
72.9 |
|
|
Ekim |
81,3 |
73.9 |
|
|
Kasım |
79,6 |
74.1 |
|
|
Aralık |
74,5 |
73.6 |
|
Kaynak:DİE
2002 yılı
kapasite kullanım oranları (KKO), ekonomide meydana nispi büyüme ile ilgili
önemli ipuçları vermektedir. Nitekim oranlar açısından tam olarak istikrarlı
bir artış trendinden bahsedilemese bile, ortalamada, önceki yıla nazaran daha
yüksek bir kapasite kullanımından bahsedilebilir. 2001 yılının ortalama (KKO)
kullanım oranı %72 civarında idi. Bu yılın mevcut ortalama KKO’ı ise %74,5
civarındadır. Bu açıdan üretimde, 2001 yılının aynı dönemine kıyasla 2002
yılında bir artış söz konusudur. (Bkz.Tablo 3)
TABLO 4: TAM KAPASİTE İLE ÇALIŞAMAMA SEBEPLERİ (MAYIS) (%) :
|
|
2001 |
2002 |
|
İç Pazarda Talep Yetersizliği |
58,3 |
43,9 |
|
Dış Pazarda Talep Yetersizliği |
10,6 |
23,2 |
|
Mali İmkansızlık |
3,1 |
5,7 |
|
Yerli Mallarda Hammadde Yetersizliği |
2,6 |
2,3 |
|
İşçilerle İlgili Meseleler |
2,4 |
1,9 |
|
İthal Mallarda Hammadde Yetersizliği |
1,8 |
1,2 |
Kaynak:DİE
2002 yılında,
tam kapasite ile çalışamama için belirtilen sebeplerin nispi sıralamasında,
2001 yılına göre herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Yani en yüksek
oran %43,9’la “iç pazarda talep yetersizliği”ne, en düşük oran ise %1,2 ile
“ithal mallarda hammadde yetersizliği”ne aittir. Ancak dikkati çeken şu ki; iç
ve dış pazarlardaki talep oranlarında ilginç bazı gelişmeler kaydedilmiştir.
Mesela iç pazardaki talep yetersizliği oranı 2001’de %58,3 iken; bu oran
2002’in aynı döneminde %43,9’a düşmüştür. Dış pazardaki talep yetersizliği
oranı ise 2001’de %58,3 iken; 2002’de %23,2’ye yükselmiştir. Buradan çıkan
sonuç, iç piyasada canlanma olduğu, dış piyasada ise tam tersine bir durgunluğa
girildiğidir. (Bkz. Tablo 4)
TABLO 5: YENİ KURULAN ŞİRKETLER, KOOPERATİFLER VE FİRMALAR
(OCAK-MAYIS):
|
|
2001 |
2002 |
Değişim(%) |
|
Yeni açılan şirket ve koop. |
14.071 |
14.221 |
1,07 |
|
Kapanan şirketler ve koop. |
1.115 |
1.238 |
11,04 |
|
Yeni açılan firmalar |
7.317 |
10.169 |
38,98 |
|
Kapanan firmalar |
6.359 |
7.904 |
24,30 |
Kaynak:DİE
Ocak-Mayıs
2002 döneminde kapanan firma sayısında, 2001’e göre %24,3’lük bir artış vardır.
buna karşılık, yeni açılan firma sayısında da gözle görülür bir artış vardır. 2001’in
aynı dönemine göre 2002’de yeni açılan firma sayısındaki artış oranı %39
civarındadır. (Bkz. Tablo 5)
C) İSTİHDAM:
DİE, Hanehalkı İşgücü Anketi Sonuçlarına göre, 2002 yılının
ilk çeyreği itibariyle kurumsal olmayan nüfusa ilişkin istihdam durumu aşağıda
yer almaktadır.
TABLO 6: KURUMSAL OLMAYAN NÜFUSUN İŞGÜCÜ DURUMU
|
(000 kişi) |
2001 |
2002 |
|
|
I. ÇEYREK |
I. ÇEYREK |
|
KURUMSAL OLMAYAN SİVİL
NÜFUS |
|
|
|
(15 VE ÜSTÜ YAŞ) |
45.354 |
46.298 |
|
|
|
|
|
İŞGÜCÜ DURUMU |
21.031 |
20.929 |
|
İstihdam Edilenler |
19.222 |
18.467 |
|
İşsiz |
1.809 |
2.462 |
|
|
|
|
|
İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI
(%) |
46,4 |
45,2 |
|
|
|
|
|
İSTİHDAM ORANI (%) |
42,4 |
39,9 |
|
İŞSİZLİK ORANI (%) |
8,6 |
11,8 |
|
Eğitimli genç oranı |
23,7 |
29,4 |
|
|
|
|
|
EKSİK İSTİHDAMDA
OLANLARIN İŞGÜCÜNE ORANI (%) |
6,0 |
5,9 |
|
Eğitimli genç oranı |
5,1 |
5,4 |
Kaynak:DİE
15 ve üstü
yaştaki kurumsal olmayan sivil nüfusta bir artış söz konusudur. Bu nüfus 2001’de
45.354.000 iken; 2002’de 46.298.000’e yükselmiştir. İşgücüne dahil olan insan
sayısında düşüş olup, bu sayı 21.031.000’den 20.929.000’e inmiştir. Çünkü
istihdam edilebilen işgücünde düşüş olmuştur. Buna karşılık işsiz sayısı
1,809.000’den 2.462.000’e yükselmiştir. Böylece 2001 yılının ilk çeyreğinde
%8,6 olan işsizlik oranı, 2002’nin aynı döneminde % 11,8’e çıkmıştır. Eğitimli
işgücünün işsizlik oranındaki payı ise sırasıyla %23,7’den %29,4’e
yükselmiştir. Bu işsizler ordusu, çare bulunamadığı takdirde, gelecekte adeta
bir felaketin habercisi durumundadır. (Bkz. Tablo 6)
D) FİYATLAR:
Merkez
Bankası, 2002 yılı itibariyle öncelikli hedefinin “fiyat istikrarını sağlamak”
olduğunu deklare etmiştir. Bu hedefe ulaşılabilmesi için gerekirse büyümeden
bile taviz verilebileceği gibi iddialı bazı ifadeler kullanılmıştır. Enflasyon
konusunda önemli ölçüde başarı elde edildiği belirtilmelidir. Ancak, bu
başarının %100 oranında reel bir başarı olduğunu söylemek zordur. Çünkü satın
alma gücünde meydana gelen düşüşün de fiyatların aşağı doğru dönmesinde büyük
etkisi vardır. Dolayısıyla halkın alım gücünün büyük ölçüde düştüğü bir
ortamda, enflasyonun aşağılara çekilmesi ekonomi açısından tek başına büyük bir
başarı sağlandığı manasına asla gelmez.
TABLO 7: FİYATLARDAKİ GELİŞMELER (AYLIK ORTALAMA)
|
|
TEFE |
|
|
TÜFE |
|
|
|
2001 |
2002 |
|
2001 |
2002 |
|
Ocak |
2,3 |
4,2 |
|
2,5 |
5,3 |
|
Şubat |
2,6 |
2,6 |
|
1,8 |
1,8 |
|
Mart |
10,1 |
1,9 |
|
6,1 |
1,2 |
|
Nisan |
14,4 |
1,8 |
|
10,3 |
2,1 |
|
Mayıs |
6,3 |
0,4 |
|
5,1 |
0,6 |
|
Haziran |
2,9 |
1,2 |
|
3,1 |
0,6 |
|
Temmuz |
3,3 |
|
|
2,4 |
|