GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN HİZMET TİCARETİNDEKİ
YERİ VE TÜRKİYE;
HİZMET TİCARETİNDE TÜRKİYE’NİN STRATEJİK
SEKTÖRLERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER
İÇİNDEKİLER:
GİRİŞ
1.ULUSLARARASI TİCARETTE LİBERALİZASYON SÜRECİ VE
HİZMETLER
2.GELİŞMEKTE OLAN
ÜLKELERİN ULUSLARARASI HİZMET TİCARETİNDEKİ YERİ VE ALTERNATİF İMKÂNLARI
3.TÜRKİYE’NİN
ULUSLARARASI HİZMET TİCARETİNDEKİ YERİ VE STRATEJİK SEKTÖRLERİ
3.1.Türkiye’de Hizmet
Sektörü ve Hizmetlerin Uluslararası Ticaretteki Yeri
3.2.Türkiye’nin
Uluslararası Hizmet Ticaretindeki Stratejik Sektörlerine İlişkin
Değerlendirmeler ve Teklifler:
3.2.1.Bilgiye Dayalı Hizmet Alt
Sektörleri
3.2.1.1.Mimarlık-Mühendislik,Teknik
Müşavirlik ve Müteahhitlik Hizmetleri
3.2.1.1.1.Mimarlık-Mühendislik
Hizmetleri
3.2.1.1.2.Teknik Müşavirlik
Hizmetleri
3.2.1.1.3.Müteahhitlik Hizmetleri
3.2.1.2.Bilgi-İşlem ve Ofis Arkası
Hizmetler
3.2.2.Geleneksel Hizmet Alt
Sektörleri
3.2.2.1.Ulaştırma Hizmetleri
3.2.2.1.1.Karayolu Ulaştırma
Hizmetleri
3.2.2.1.2.Demiryolu Ulaştırma
Hizmetleri
3.2.2.1.3.Denizyolu Ulaştırma
Hizmetleri
3.2.2.1.4.Havayolu Ulaştırma
Hizmetleri
3.2.2.1.5.Boru Hattı Ulaştırma
Hizmetleri
3.2.2.2.Turizm
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
GİRİŞ:
Tarım, sanayi
ve hizmet, ekonomideki üç temel sektördür. İlk iki sektör yani tarım ve sanayi
sektörleri, direkt olarak fizikî mal üretimine yöneliktir. Ancak, bu durum
hizmetler sektörü için geçerli değildir. Çünkü bu sektörde üretim fizikî
değildir. Diğer bir deyişle, üretimin kendisi değil; fakat sonucu fizikî
niteliklidir. Mesela, bir mimarın, mühendisin, teknik müşavirin veya
müteahhidin inşaat sürecinde sunduğu hizmet fizikî nitelikli değildir, yani
elle gösterilebilecek bir nesne üretilmemektedir. Ancak neticede ortaya çıkan
yapı fark edilebilmektedir. İnşaat faaliyeti sonrasında ortaya çıkan konut, iş
yeri vb. yapılar, söz konusu şahısların sundukları hizmet sayesinde ortaya
çıkmaktadır. Eğitim hizmeti de benzer nitelikler taşır. Bir öğretici; eğitim
faaliyeti sürecinde fizikî nitelikli herhangi bir nesne arz etmemektedir. Fakat
netice itibariyle eğitimin; bu hizmeti talep edenler üzerinde bilgi birikimi,
davranış vb. açılardan etkilerde bulunduğu bir gerçektir. Bu örneklerin sayısı
artırılabilir.
Genel gelişme
modeline göre, bir ekonomide sektörel gelişim “tarım-sanayi-hizmet”
sıralamasını takip eder. Bu çerçevede, iş gücü hareketliliği öncelikle tarımdan
sanayiye, daha sonra sanayiden hizmet sektörüne doğru gerçekleşir. Sektörel
gelişim süreci ile ilgili olarak belirtilen alternatif bir model ise şu
şekildedir: Ülkeler, ekonomik açıdan genel gelişme modeli olarak belirtilen
“tarım-sanayi-hizmet” sektörleri sürecini, bu sıralama dahilinde izleme yerine
farklı bileşimlerde bir hareketlilik sergileyebilmektedir.
Günümüzde
ülkeler açısından inceleme yapıldığında, özellikle GÜ(Gelişmiş Ülke)’lerdeki
gelişim sürecinin “genel sektörel gelişme modeli”ne uygun olduğu görülecektir.
Ancak, GOÜ(Gelişmekte Olan Ülke)’lerde durum bu eğilime uygun olmamaktadır,
olamamaktadır. Bununla ilgili sebepler temelde, söz konusu ülkelerin sahip
oldukları yapısal karakteristiklerden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, GOÜ’ler
daha çok “alternatif sektörel gelişme modeli”ne uygun bir süreç izlemektedir.
Sektörel
modellerden hareketle, ekonomik gelişmenin sağlanması ve uluslararası alanda
ticarî pay artışının elde edilebilmesi amacına yönelik olmak üzere, ülke
gruplarına yönelik birtakım tekliflerde bulunulmaktadır. Bu çerçevede mesela,
GOÜ’lere yönelik teklifler şu şekildedir: GOÜ’ler, tarım sektöründe
sağladıkları gelişim sonrasında, sanayi sektöründe de belli bir alt yapıya
sahip olmalı ve hizmet sektöründe yoğunlaşmaya çalışmalıdır. Bu şekilde
üretecekleri hizmetleri, uluslararası pazarlara arz ederek ticarî alandaki
paylarını artırmaya çalışmalıdırlar. Söz konusu ülkeler, hangi alan(lar)da
uzmanlaşmaları gerektiğini ise sahip oldukları kaynakları dikkate alarak tespit
etmelidir. Teorik olarak bu tespit, mesela, “mukayeseli üstünlükler” dikkate
alınarak gerçekleştirilebilir.
Konuya Türkiye
açısından bakıldığında, durumun geçerliliğini koruduğu ortaya çıkmaktadır.
Türkiye, gerek tarımda ve gerekse sanayi alanında belli derecede alt yapısı
olan bir ülkedir. Birtakım sorunları olmakla birlikte her iki sektörde de
belirli bir büyüklüğe ulaşmış hâldedir. Oranlar incelendiğinde bu durumun teyit
edildiği görülmektedir. Dolayısıyla, Türkiye de hizmet sektöründe yoğunlaşmalı
ve uluslararası hizmet ticaretindeki payını artırmaya çalışmalıdır.
Çalışma
ile; GOÜ’lerin ve bu grupta yer alan bir ülke olarak Türkiye’nin, hangi hizmet
faaliyet(ler)inde yoğunlaşarak ve dünya hizmet ticaretinde ne şekilde yer
alarak gelirlerini artırabilecekleri tespit edilmeye çalışılmaktadır. Burada;
öncelikle uluslararası kurumsal liberalizasyon süreci incelenmektedir. Bundan
sonra GOÜ’lerin ve bir GOÜ olarak Türkiye’nin uluslararası sahada mukayeseli
üstünlüğe sahip olduğu düşünülen potansiyel hizmet alt sektörlerine yönelik
tespitlerde, tahlillerde ve değerlendirmelerde bulunulmaktadır.
1.ULUSLARARASI
TİCARETTE LİBERALİZASYON SÜRECİ VE HİZMETLER
Ticaretin
ulusal ve uluslararası bir boyut kazanmasında, XVIII.yüzyılın ortaları
itibariyle kaydedilen Sanayi Devrimi safhasının çok önemli bir payı vardır.
Nitekim, İngiltere başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin uluslararası
ticarete katılmasında söz konusu devrimin etkisinin olduğu açıktır. Özellikle
su gücü ile çalışan makinelerin, daha sonra buhar makinesinin icadı ve bunların
üretim sürecinde kullanılmasıyla, ticarî faaliyetler hız kazanmıştır. Seri
üretime paralel olarak, ticaretin uluslararası niteliği ön plana çıkmaya
başlamıştır.
XVII.yüzyılın
ortalarından, XX.yüzyılın ilk yarısına kadarki devrede, ticarî hayatta yaşanan
gelişmeler, liberal mantığa nispeten uygun bir çerçevede gerçekleşmiştir. Bu
süreçte, ülkelerce kimi muhafazakâr politikalar izlenmekle beraber, neticede
liberal bir uluslararası ticarî sisteme doğru gidişat vardır. Söz konusu süreç,
1945 yılı itibariyle yerini farklı tarzda bir liberalizasyon sürecine terk
etmiştir. Bu seferki ise, kurumsal bir liberalizasyon sürecidir. GATT (General
Agreement on Tariffs on Trade: Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması)
ile başlayan bu süreç, halihazırda WTO (World Trade Organization: DTÖ: Dünya
Ticaret Örgütü) bünyesinde devam etmektedir. Örgüt önderliğinde, muhtelif
zirvelerin tertibiyle çok taraflı müzakereler gerçekleştirilmekte ve
uluslararası ticaret ortamındaki engeller ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.
XX.yüzyılın
ikinci yarısından sonra dünya mal ticaretinde belirgin artışlar yaşanmıştır. Mesela,
1960 sonrası dönemde, 1975, 1982 ve 1993 yılları hariç, artışlar
kaydedilmiştir. Bu dönemdeki reel artış oranı yıllık olarak ortalama %6,2
civarındadır. 1960-70 dönemi yıllık ticaret hacmi artışı %8,5 civarındadır. Bu
oran 1970’lerde %6,4; 1985-92 döneminde ise %5 civarındadır.[i]
Mal
ticareti yanında, uluslararası hizmet ticaretinde de önemli artışlar olmuştur.
Mesela, 1990-2000 döneminde Dünya ticarî hizmet ihracatı ortalama yıllık %6,4
oranında bir gelişim sergilemiştir. Bu artışta GÜ’lerin payı %5,6 iken, AGÜ(Az
Gelişmiş Ülke)’lerin ve GOÜ’lerin payı bundan yüksek olup sırasıyla %6,3 ve
%8,9 oranlarında gerçekleşmiştir.[ii]
Uluslararası
seviyede gerçekleştirilen kurumsal liberalizasyon sürecinin, gerek mal ve gerekse
hizmet ticaretinde meydana gelen artışta önemli ölçüde katkı sahibi olduğu
açıktır. Nitekim, ülkeler ticaret paylarını arttırdıkça ve liberalizasyon
derecelerini yükselttikçe, beklenen tahmini gelir seviyelerinin de yükseldiği
ifade edilmektedir. Gerek statik ve gerekse dinamik şartlar dikkate alınarak
yapılan bazı çalışmalarda, hedeflenen liberalizasyon sürecine uygun hareket
edilmesi hâlinde önemli ölçüde gelir artışları yaşanacağı ortaya konmaktadır.
[3] Mesela Uruguay Turu’nda, mal ticareti
açısından sağlanan liberalizasyon sayesinde, dinamik şartların dikkate
alınmasıyla; bir tahmine göre 2005 yılı itibariyle (1990 yılı fiyatlarıyla) 184
milyar dolarlık, diğer bir tahmine göre ise 218 milyar dolarlık gelir artışı
meydana geleceği belirtilmektedir.
Kurumsal
liberalizasyon süreci, esasen, II.Dünya Savaşı sonrasında başlamıştır. Bu
çerçevede oluşturulan GATT’ın ve GATT kapsamındaki liberalizasyon sürecinin
dünya ticaretine olumlu etkisi olmuştur, olmaktadır. Tarihî seyri itibariyle incelendiğinde,
GATT müzakere turlarının giderek daha geniş bir kapsamla gerçekleştirildiği
görülmektedir.
Tablo
1:GATT Müzakere Turları
|
YIL |
MÜZAKERE TURU |
KATILIMCI SAYISI |
SONUÇ |
TARİFE İNDİRİMİ (%) |
|
1947 |
Geneva |
23 |
Tarifeler |
35,0 |
|
1949 |
Annecy |
13 |
Tarifeler |
35,1 |
|
1951 |
Torquay |
38 |
Tarifeler |
26,0 |
|
1956 |
Geneva |
26 |
Tarifeler |
15,6 |
|
1960-61 |
Dillon |
26 |
Tarifeler |
12,0 |
|
1964-67 |
Kennedy |
62 |
Tarifeler, Anti-damping tedbirleri |
45,5 |
|
1973-79 |
Tokyo |
102 |
Tarifeler, Tarife dışı engeller, Ticarî ilişkiler
için çerçeve anlaşmaların tesisi |
33,0 |
|
1986-94 |
Uruguay |
125 |
Tarifeler, Tarife dışı engeller, Tarım, Tekstil ve
Konfeksiyon, Hizmetler, Fikrî mülkiyet haklarının korunması, GATT sisteminin
işler hâle gelmesi (WTO’nun kurulması) |
40,0 |
Kaynak: a)Jesus Seade, “Results of
the Uruguay Round”, The Uruguay Round
and the Arab Countries, Papers Presented at a Seminar Held in Kuwait,
January 17-18, 1995, Ed. by Said El-Naggar, Washington, IMF, 1996, p.15.; b) Halil Seyidoğlu, Uluslararası
İktisat-Teori, Politika ve Uygulama, 15.baskı, İstanbul, Güzem Yayınları,
2003, s.194.; c)Levent Kırval, Uluslararası Hizmet Ticareti ve Kamu Alımları
Piyasaları:Türkiye ile AB Arasında Hizmet Ticaretinin ve Kamu Alımları
Piyasalarının Karşılıklı Olarak Serbestleştirilmesi, İstanbul, İKV
Yayınları, No:165, 2001, s.3.
GATT
turlarında katılımcı sayısı; 1947’de 23 olup, Kennedy Turu’na kadarki
müzakerelerde dalgalı bir seyir izlemekle beraber, bu Tur itibariyle istikrarlı
bir gelişim meydana gelmiştir. Nitekim Tokyo Turu’nda katılımcı sayısı 102’ye,
Nihaî Tur olan Uruguay’da ise 125’e yükselmiştir. Ele alınan konular itibariyle
de gelişim söz konusudur. Kennedy Turu’na kadar sadece “tarifeler” konusunda
müzakerelerde bulunulurken, bu Tur itibariyle konu sayısında artış
gerçekleşmiştir. Uruguay’da ele alınan temel konu sayısı yedidir.
GATT
tarihindeki en önemli toplantılardan biri, Anlaşma’nın kesinlik kazandığı 1947
Cenevre Konferansı’dır. Nisan ayında başlayıp Ekim ayına kadar süren tarife
görüşmeleri, 23 ülke arasında yapılmıştır. Bu sürede, 123 anlaşma ve 20 program
yapılmış ve 45.000 tarife kalemi ele alınmıştır.[4] İlk
müzakere turu olmasına rağmen, çok sayıda anlaşma, program yapılması ve bu
kapsamda ele alınan tarife kalemleri, uluslararası ticaretin liberalizasyonu
noktasında ülkelerin iyi niyetini göstermesi açısından son derece önemlidir.
Tokyo
Turu, 100’ü aşan katılımcısı ve “tarifeler, tarife dışı engeller ve çerçeve
anlaşmaların tesisi” gibi zengin içeriğiyle turlar içinde ön plana çıkan önemli
bir müzakere sürecini içermektedir. Tur’da, toplamda %33 civarında bir tarife
indirimine gidilmesi mümkün olmuştur.
Gerçekleştirilen
her bir tur, dünya ticaretine ilişkin düzenlemelerle, uluslararası ticarî
hacmin artışına imkân sağlamıştır. Nihaî tur olan Uruguay’da da aynı durum
devam etmiştir. Zaten gerek içeriği ve gerekse katılımcı sayısı itibariyle en
zengin tur niteliğindeki Uruguay’da alınan kararların ve yapılan düzenlemelerin
Dünya ticaretine olumlu etkiye sahip olduğu açıktır. Uruguay Turu, belirtildiği
gibi, çok sayıda uluslararası ticaret meselesinin müzakerelere dahil edildiği
bir turdur. Bu kapsamda ele alınan en önemli meselelerden biri de “hizmet”tir.
Tur’da hizmetler için bir çerçeve anlaşması (GATS: General Agreement on Trade
in Services: Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) da hazırlanmıştır. Ayrıca GATT;
fonksiyonlarını, 1995 yılında işlerlik kazanmasına karar verilen DTÖ’ye
devretmiştir.
Liberalizasyon
sürecinin, elbette, sadece Uruguay Turu hedefleriyle sınırlı kalmaması fakat
müteakip turlarda da devam ettirilmesi gerekmektedir. Nitekim, DTÖ yönetiminde
2001 yılında başlatılmasına karar verilen yeni tur ile (Doha Kalkınma
Gündemi:Doha Development Agenda) de liberalizasyon faaliyetlerine devam
edilmektedir. “Doha Kalkınma Gündemi” müzakerelerinin Ocak 2005’te sona ermesi
kararlaştırılmıştır. Önceki turlarda olduğu gibi, yeni turda da her ne kadar
ülke grupları (GOÜ ve GÜ) arasında menfaat mücadeleleri yaşanıyorsa da
liberalizasyona ilişkin sahip olunan niyet dolayısıyla orta ve uzun vadede
başarı elde edileceğini belirtmek mümkündür.
1995
yılında faaliyetine başlayan DTÖ, her iki yılda en az bir defa toplanan bir
Bakanlar Konferansı ve örgüt faaliyetlerini yürüten bir Genel Kurul tarafından
idare edilmektedir. Her üye, Kurul’da bir sandalyeye sahiptir. Kurul,
“anlaşmazlıkları giderme mercii” olup “ticaret politikasını gözden geçirme mekanizmasını”
işletir. Genel Kurul’un üç yardımcı konseyi mevcut olup bunlar sırasıyla mal,
hizmet ve ticarî fikrî mülkiyet hakları ile meşgul olmaktadır. Bu konseyler alt
birimler de oluşturabilmektedir.
Şema
:DTÖ’nün Organizasyonel Yapısı ve GATS’ın DTÖ’deki Yeri
|
|
|
BAKANLAR
KONFERANSI |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Anlaşmazlıkları Giderme |
|
GENEL
KURUL |
|
Ticaret Politikasını Gözden |
|
|
Mercii |
|
|
|
Geçirme Mercii |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Komiteler: |
|
|
|
|
|
|
*Ticaret
ve Gelişme |
|
|
|
|
|
|
*Ödemeler
Dengesi Sınırlamaları |
|
|
|
|
|
|
*Bütçe, Finans ve
Yönetim |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mal
Ticareti |
|
Hizmet Ticareti |
|
Ticarî
Fikrî Mülkiyet Hakları |
|
|
Konseyi |
|
Konseyi |
|
Konseyi |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gerekli
Yardımcı Birimler |
|
Gerekli
Yardımcı Birimler |
|
Gerekli
Yardımcı Birimler |
|
Kaynak:EC, GATS 2000, European Commission, Directorate-General I, External
Relations, Luxembourg, 2000, pp.60-61.
Hizmetler,
GATS kapsamında ve organizasyon yapısında ayrı bir birim altında ele
alınmaktadır. DTÖ’de “Hizmet Ticareti Konseyi” adlı bir birim mevcuttur ve bu
birim hizmetlerle meşgul olmaktadır. Söz konusu Konsey, hizmet ticaretine
ilişkin düzenlemeleri gerçekleştirirken ihtiyaç duyduğu yardımcı alt
birimlerini de oluşturabilmektedir. Nitekim, halihazırda konu ile ilgili
birtakım alt birimlere de sahip bulunmaktadır.
2.GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN ULUSLARARASI HİZMET TİCARETİNDEKİ YERİ VE
ALTERNATİF İMKÂNLARI
Ülkeler,
uluslararası ticaretten pay elde edebilmek amacıyla, kendi piyasa yapılarına
uygun sektörlere ağırlık vermektedir. GÜ’ler, sigortacılık ve finansal
hizmetlere ağırlık verirken, GOÜ’ler ise taşımacılık ve mühendislik
hizmetlerinde yoğunlaşmaktadır. Kimi ülkeler ise bu konuya istisna teşkil
etmekte olup, sektörlerini rekabete açma taraftarı değildir. Ülkelerin dahilî
sektörlerini koruma altına alma ve bunları geliştirme-güçlendirme güdüsü, bu
tür engellerin temelinde yatan asıl faktördür. Dolayısıyla ülkeler, stratejik
nitelikteki sektörlerini dış rekabete açmamaktadır. Bu durum ya sürekli bir hâl
almakta ya da yüksek rekabet gücü elde edilene kadar devam etmektedir.
Grafik
:Ülke Gruplarının Ticarî Hizmetlerdeki Payları (2001) (%)

(*)
Diğer Ticarî Hizmetler; Telekomünikasyon, inşaat, sigorta, bilgi-işlem ve diğer
meslekî hizmetleri kapsamaktadır.
Kaynak: WTO, “Doha Development
Agenda: Services Negotiations”, Press
Release, Press/300, http://www.wto.org,
28 June 2002, (02-3693), p.7.
Uluslararası
hizmet ticaretinin günümüzdeki yapısı incelendiğinde, köklü bazı gelişmeler
meydana geldiği anlaşılmaktadır. Dünya hizmet ticaretindeki sektörel paylara
bakıldığında; ağırlığın diğer ticarî hizmetler başlığı altında yer alan
telekomünikasyon, inşaat, sigorta, bilgi-işlem ve diğer meslekî hizmetlere ait
olduğu görülmektedir. 2001 itibariyle toplam hizmet ticaretinin yarısına yakın
kısmını oluşturan bu hizmetlerin yanında, turizm sektörünün payı %31,8 ve ulaştırma
sektörünün payı %23,3’tür. Ülke grupları açısından bakıldığında, GÜ’lerin
paylarında GOÜ’ler lehine değişmeler olduğu görülmektedir. En fazla paya sahip
oldukları sektörler; %47,8 ile diğer ticarî hizmetler, %29,3 ile turizm ve
%22,9 ile ulaştırma hizmetleridir. GOÜ’lere gelince… 1990’lı yılların başlarına
kadarki negatif performanslarıyla kıyaslandığında, önemli ölçüde ilerleme
kaydettikleri ortaya çıkmaktadır. Sırasıyla diğer ticarî hizmetlerdeki payları
%39,2 olan GOÜ’lerin, turizm ve ulaştırma sektörlerindeki payları %37,8 ve
%23’tür. GÜ’lerle karşılaştırıldığında, diğer ticarî hizmetlerde daha düşük
payı olan GOÜ’ler, turizm ve ulaştırma sektörlerinde daha fazla paya sahiptir.
Tablo 2:Bölgeler
İtibariyle Ticarî Hizmetler İhracatındaki ve İthalâtındaki Gelişmeler (Milyar
$) (%)
|
|
İHRACAT |
|
İTHALÂT |
||||||||||
|
Değer |
|
Yıllık %
Değişim |
|
Değer |
|
Yıllık %
Değişim |
|||||||
|
2001 |
|
90-00 |
1999 |
2000 |
2001 |
|
2001 |
|
90-00 |
1999 |
2000 |
2001 |
|
|
Dünya |
1.440 |
|
6 |
3 |
6 |
-1 |
|
1.430 |
|
6 |
2 |
6 |
-1 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| ||