KATILIM BANKACILIĞINDA
BİR KRİZ TECRÜBESİ
İÇİNDEKİLER:
Giriş
1. İhlas Finans Kurumu’nun Profili
2. Kasım
2000 – Şubat 2001
3. Katılım
Bankacılığı’nda Aktif Pasif Yönetimi
4. Malî
Tablolar Işığında İhlas Finans
4.1. 1996 –
2001 Yılları Arası İhlas Finans Kurumu “Varlıkları ve Yükümlülükleri”
4.2. 1996 –
2001 Yılları Arasında İhlas Finans Kurumu’nca Gerçekleştirilen “Fon Toplama ve
Kullandırma”
4.3. 1999 –
2000 Yılları Arasında İhlas Finans Kurumu ve Diğer Finans Kurumları
4.4. 1996 –
2001 Yılları Arasında İhlas Finans Kurumu’nun “Kısa ve Uzun Vadeli Fonları”
4.5. 1996 –
2001 Yılları Arası İhlas Finans Kurumu “Kâr Payı Gelirleri ve Giderleri”
5. Risk
Yönetimi ve Tecrübeler Işığında Katılım Bankacılığı
Sonuç
Bibliyografya
Giriş
23 Haziran
1999 tarihinde kabul edilen 4389 sayılı Bankacılık Kanunu’nun yürürlüğe
girmesinin üzerinden fazla bir zaman geçmemesine rağmen, 1 Kasım 2005 tarihinde
5411 sayılı yeni Bankacılık Kanunu da Resmi Gazete’de yayımlanmış oldu. 4389
sayılı Kanun, “bankacılık sektörünü derinden sarsan” 2001 yılı krizi
sonrasında, faizsiz modelle çalışan kurumlara birçok yenilik getirmişti.
Faizsiz bankacılık yapan kurumlar için finans piyasalarında yeni bir sayfanın
açıldığı 2001 yılında neler olmuştu? Yeni isimleri ile Katılım Bankaları olan
bu kurumların kriz zamanı müşterilerinin yoğun fon talebi baskısı ile
karşılaşmasının temel sebebi ne idi? Bu ciddi krizi kimisi sermayesi kimisi ise
ortaklarının desteği ile atlattı. Sektördeki ikinci on yıllarında bu krizi
yaşamaları, hesapladıkları hedeften şaşmalarına sebep oldu. Birçok çalışan,
geçici bir süre de olsa işinden ayrıldı; dönenler ise kariyer planlarının
gerisine düştü. Faizsiz Finans Kurumları’nın aldıkları yaranın en büyük
sorumlusu ise İhlas Finans idi. Krizin üzerinden “piyasa koşullarına göre” yeteri kadar süre
geçmesine rağmen, faizsiz model ile çalışan kurumlar sık sık şu soru ile
karşılaşıyor: Peki İhlas Finans nasıl battı? Soru oldukça basit olsa da,
sorunun basitliği cevabı daha da zor kılmaktadır. Bu konunun üzerine yazılmış
basit makaleleri, köşe yazılarını saymazsak net bir kaynağa ulaşamıyoruz.
Günümüzde de devam eden bu soruya/soruna karşın toplayabildiğimiz verileri
kullanarak bu makaleyi hazırladık. Makalede kişiler ve kurumlar hakkında şahsi
görüş verilmeyecek sadece istatistiksel sayılar üzerinden fikir beyan
edilecektir.
[1] Makaleyi okuyan kişilerin Özel
Finans Kurumları (Katılım Bankacığı) hakkında bilgi sahibi oldukları
varsayılacaktır.[2]
Makale
boyunca sırası ile İhlas Finans Kurumu’nun tasfiyesi sürecine kadar geçen
sürede yaşanan Kasım 2000 krizinin üzerinde kısa da olsa durulacaktır.
Ardından, topladıkları döviz cinsinden mevduatları yine döviz cinsinden faizsiz
bir modelle şirketlere kullandırarak kur / faiz riskine girmeden sanayi
kesiminin ihtiyaç duyduğu ucuz ve uzun vadeli finansmanı sağlayan Katılım
Bankaları’nın aktif pasif yönetimi ilkeleri incelenecektir.[3]
Makalenin ana konusunu teşkil eden kısım ise, tasfiye sürecine kadar, üç ayda
bir İMKB’nin sitesinde yayınlanan İhlas Finans Kurumu bilançolarının önemli
kalemlerinin tarihsel analizi ve sektörün diğer kurumları ile
karşılaştırmasından ibarettir. Sektör lideri İhlas Finans Kurumu’nun
tasfiyesiyle birlikte paniğe kapılan fon sahipleri diğer finans kurumlarının
şubelerine hücum etmiştir. Bu tahaccüm neticesinde sektörden Şubat-Mayıs 2001
döneminde 700 milyon dolar civarında fon kaçmıştır.[4] Ancak
diğer Finans Kurumları bu ciddi sınavı zor da olsa vermişler ve büyük bir risk
yönetim tecrübesi edinmişlerdir. Bundan hareketle makalenin son kısmında ise
İhlas Finans tecrübesinden büyük dersler alan “yeni isimleri ile” katılım
bankalarının yükseliş trendi izlenmiştir.
1. İhlas Finans Kurumu’nun Profili
13 Şubat
1995 tarihinde 1 trilyon Türk Lirası ödenmiş sermaye ile kurulan İhlas Finans
Kurumu A.Ş. bankacılık faaliyetini 10 Şubat 2001 tarihine kadar
sürdürebilmiştir. Bu tarihte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, likidite
sorununu çözemeyerek yükümlülüklerini yerine getiremediği, alacaklılarının
hukuki takibatları ve hakkında haciz yoluyla takibe ilişkin yargı kararları
bulunduğu, faaliyetine devamı cari ve katılma hesabı sahiplerinin hakları
bakımından tehlike arz edeceği ve şirket kaynaklarını, yönetim ile denetimini
elinde bulunduran ortaklarına “şirketin emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye
düşürecek biçimde” kullandırdığı gerekçeleriyle İhlas Finans Kurumu A.Ş.’yi,
4389 sayılı Bankalar Kanununun 14üncü maddesinin 3 ve 4 numaralı fıkralarındaki
şartların oluştuğunu öne sürerek tasfiye etmiştir.[5] “Yasa gereği, kanunda belirtilen koşulların
oluşması dolayısıyla Özel Finans Kurumları’nın faaliyet izinleri
kaldırıldığında, bu kurumlar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmemekte
ve genel hükümlere göre tasfiyeye tabi tutulmaktadır. Bu nedenle, İhlas Finans
Kurumu A.Ş. ile kâr ve zarara katılma hesabı yada özel cari hesap şeklinde
ilişkiye girmiş olanlar ile diğer alacaklıların alacaklarını genel hükümler
çerçevesinde takip etmeleri gerekmektedir. İhlas Finans Kurumu A.Ş. bu tarihten
itibaren her ne adla olursa olsun tasarruf sahiplerinden fon toplayamayacak,
gerçek ve tüzel kişilere yeni fon kullandırmayacak, borç ve alacaklarını da
genel hükümlere göre tasfiye edecektir.” [6] denilerek
uzun bir süreç başlatılmış oldu.
Hisselerinin
%90’ı İhlas Holding A.Ş.’ye ait olan ve 100 ortağın iştirakiyle kurulan İhlas
Finans Kurumu AŞ. bankacılık faaliyetine tam anlamıyla 28 Nisan 1995 yılında
başlamıştı. Kurum, 1995 yılı içinde Ege Mosan Motorlu Araçlar A.Ş., Bisiklet
Jant Sanayi ve Ticaret A.Ş., Bisanlar Bisiklet San. ve Ticaret A.Ş., Bisiklet
Sanayi A.Ş., İhlas Motor A.Ş. ve Özel Finans Kurumları Vakfı olmak üzere 6 adet
kuruluşa da iştirak etmişti. 26 Ekim 1995 tarihinde ise İhlas Holding’in yüzde
8 oranında hissesini Türkiye Diyanet Vakfı’na devretmesi ile de yeni bir ortak
daha kazandı. Bununla birlikte, İhlas Holding’in hisselerinden yüzde 10 payını
12 Mart 1996 tarihinde İslam Kalkınma Bankası’na devretmesiyle, bu banka ile de
ortak oldu. Aynı yılın 1-5 Temmuz tarihleri arasında yine İhlas Holding,
kurumdaki yüzde 15 hissesini halka arz etti. İhlas Finans, böylece hisseleri
İMKB’de işlem gören ilk özel finans kurumu oldu. Kurum, 1997 yılında
Almanya’nın Frankfurt kentinde temsilcilik açarken, yurtiçindeki şube sayısını
da 35’e çıkardı. 31 Aralık 1995 tarihinde 257 personele ve 11 şubeye sahipken,
31 Aralık 1999 tarihinde 799 personel ve 35 şube ile sektöründe lider bir
konuma ulaşmıştı.
1.1. Şekil

Kaynak: http://www.ntv.com.tr/news/63106.asp
Sonuçta
sektöre çok hızlı bir şekilde giren İhlas Finans Kurumu A.Ş. bu büyümesini
Kasım 2000 krizine kadar sürdürebilmiştir. Krizden sonra bunalım başlamış ve ilk
paragrafta açıklanan uyarı geldiğinde ise İhlas Finans Kurumu’nun, 10 Şubat
2001’den itibaren fon toplaması ile gerçek - tüzel kişilere yeni fon
kullandırması yasaklanmış ve Türk Ticaret Kanunu’nun 434-2 maddesi uygulanmış
böylece İhlas Finans Kurumu A.Ş.’nin tasfiyesi zorunlu olmuştur. Neticede Türk
Ticaret Kanunu’nun 441. maddesi gereğince bir Tasfiye Kurulu oluşturulmuş,
tasfiye ile ilgili kararlar ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş[7],
Tasfiye Kurulu tarafından kurumun topladığı fonlar, borçlar ve envanter acilen
çıkarılmıştır. BDDK ise kurumun bütün şubelerinin kapatılmasına, tasfiye için
zorunlu elemanların dışındaki bütün personelin iş akdinin sona erdirilmesine
aracılık etmiştir.
2. Kasım 2000 – Şubat
2001
Tarihler
Kasım 2000’i gösterdiğinde piyasalarda “döviz alımı yönünde” büyük bir hareket
başladı. Bunu engellemek için ciddi miktarda döviz rezervi eritildi, faizler
yukarı fırladı ve Uluslararası Para Fonu’ndan 7,5 milyar US$ kredi alındı. Kriz
atlatılmış gibi gözükse de, yaşanacak ikinci bir dalga için merkez bankasının
elinde ne kaldığı belirsizleşti. Tarihler 19 Şubat 2001’i gösterdiğinde
siyaseten başlayan kriz ikinci dalganın sebebini teşkil edecekti. İki gün sonra
interbank para piyasasında gecelik faizin %6.200’e kadar çıkması ve ortalama
%4.018 seviyelerinde seyretmesi daha önce adı geçen belirsizliği somut bir hale
sokacaktı. Bu ikinci dalgada, Merkez Bankası’nın döviz rezervi bir hafta içinde
5,5 milyar US$ eridi. Kasım 2000 krizinde dövize karşı yaşanan hareket
yabancılarla sınırlı iken Şubat 2001 krizinde bilhassa Türk bankalarının “bir
önceki krizde, el konulan bankalardan alınan kur riski dersi ile” bu harekete
katıldığı görüldü. İkinci dalga etkili olmuş, Merkez Bankası bu yükü
kaldıramayacağını 21 Şubat tarihinde deklare edince de bir hafta içinde kur %40
yukarıya fırlamıştır.[8]
Her iki
krize de bankacılık penceresinden bakacak olursak tarihi Eylül 2000’den
başlatabiliriz. Bu tarihte Bayındırbank’ın Romanya’daki bankası BTR (Banco
Romana Turco) batma sürecine girmişti. Banka tahaccümüne uğrayan BTR’ye destek
çok manidar bir şekilde Bayındırbank yerine bir devlet bankası olan
Vakıfbank’tan gelmişti.[9] Ekim
2000’de ise o tarihlerde yeni özelleştirilen Etibank TMSF bünyesine alındı.[10]
Yaşanan en olumsuz gelişme ise Aralık 2000 tarihinde Demirbank’a el konulması
oldu. 2000 yılı içinde ihraç edilen Devlet İç Borçlanma Senetleri’nin yaklaşık
%15’ini alan Demirbank’ın portföyünde toplam senet miktarı ise büyük yer teşkil
etmekteydi. Vadeleri değişken olan bu senetleri almak için kısa vadeli
yerli/yabancı kaynaklı borçlanmalar gerçekleştiren banka yüksek oranda kur
riskine de girmekteydi. Neticede TMSF bünyesine geçmeden önce Demirbank’a 1
milyar US$ üzerinde teklif veren HSBC, bankayı 350 milyon US$ (530 milyon YTL)
gibi bir meblağa satın aldı.
3. Katılım
Bankacılığı’nda Aktif Pasif Yönetimi
Yaşanan bu
iki kriz dalgasının ortasında kalan İhlas Finans Kurumu, ilk dalgayı atlatmış
gibi gözükse de ikinci dalgayı görecek kadar varlığını sürdürememiştir. İki
krizde de piyasada çok büyük olumsuzluklar yaşanmış ve “yukarıda adı geçenler
gibi” birçok bankaya el konulmuştur. Ancak bankalara el konulma sebeplerine
bakıldığında temelde iki nokta göze çarpmaktadır. Vade uyumsuzluğu ve kur
riski. İhlas Finans Kurumu ile el konulan bankaların “bilanço riskleri
bağlamında” bir takım farklılıklar gösterdiği ortadadır. Özellikle Kasım 2000
krizine kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri, bankaların portföy sepetlerinde
büyük yer teşkil etmekteydi. Bankalar için bu “garanti” devlet kağıtlarının
riski düşük, getirisi ise yüksekti. Birçok banka için hazine güdümlü bankacılık
ön plandaydı. Bankaların hazine birimleri gözde birimlerdi. Çoğu banka, kredi
pazarlamasından ziyade menkul kıymetler cüzdanını zenginleştirmekteydi. Sermayesi
“çok” güçlü olmayan bankacılık sektörü, yaşanabilecek “özellikle Merkez
Bankası’nın elini kolunu bağlayabilecek” krizlere karşı kırılgandı. Bu arada
krizde ve kriz ertesinde el konulan bankaların kredilendirme süreçlerinde
birtakım ahlaki problemlerin olduğu (dolaylı, teminatı eksik/olmayan krediler
vs.) öne sürülmekle birlikte, makalede bu konu üzerinde durulmayacaktır.
Neticede el konulan bankaların portföy sepetlerini çeşitlendirmedikleri ve
varlıklarını, menkul değerler lehine bozdukları görülmektedir. 31 Temmuz 2001 tarihi itibariyle TMSF
bünyesindeki bankaların konsolide bilançosuna bakılacak olursa, menkul değerler
cüzdanının diğer varlık kalemlerine göre nerede olduğu ortadadır:
Tablo 3.1. TMSF
Bankalarının Konsolide Bilançosu (Milyon YTL)
|
|
30.04.2001 (1)(4) |
31.07.2001 (2)(4) (a) |
Devralınan son beş banka (3) (b) |
31.07.2001 Genel Toplam (a+b) |
|
Toplam Aktifler |
12.800 |
21.577 |
2.625 |
24.202 |
|
-Menkul Değerler Cüzdanı |
3.234 |
8.054 |
280 |
8.334 |
|
-Krediler |
2.244 |
1.705 |
764 |
2.469 |
|
-Takipteki Alacaklar (net) |
432 |
304 |
130 |
434 |
|
-Teminatsız Alacaklar |
667 |
1.618 |
58 |
1.676 |
|
-Teminatlı Alacaklar |
1.676 |
1.208 |
137 |
1.345 |
|
-Karşılıklar |
1.911 |
2.522 |
64 |
2.586 |
|
-Bağlı
Menkul Değerler (net) |
4.336 |
7.097 |
134 |
7.231 |
|
-Faiz
ve Gelir Tahak.& Rees. |
856 |
2.840 |
518 |
3.358 |
|
-Diğer
Aktifler |
1.698 |
1.577 |
799 |
2.376 |
|
Toplam Yükümlülükler |
17.909 |
18.198 |
2.773 |
20.971 |
|
-Mevduat |
13.020 |
13.594 |
2.466 |
16.060 |
|
-Bankalararası Para Piyasası |
1.568 |
2.340 |
79 |
2.419 |
|
-Alınan Krediler |
1.198 |
797 |
71 |
868 |
|
-Diğer Yükümlülükler |
2.123 |
1.467 |
157 |
1.624 |
|
Öz kaynaklar |
-5.109 |
3.379 |
-148 |
3.231 |
|
-Ödenmiş
Sermaye |
723 |
723 |
232 |
955 |
|
-Yedek Akçeler |
5.919 |
14.599 |
122 |
14.721 |
|
-Zarar |
-12.029 |
-12.172 |
-569 |
-12.741 |
|
-Diğer |
278 |
229 |
67 |
296 |
·
(1)
30 Haziran 2001 tarihinde satılan Bank Ekspres karşılaştırmaya imkan vermek
açısından dahil edilmemiştir. (2) 9 Temmuz 2001 tarihinde Fona devredilen son
beş banka karşılaştırmaya imkan vermek amacıyla dahil edilmemiştir. (3) 9
Temmuz 2001 tarihinde Fona devredilen beş bankayı kapsamakta olup, geçici
rakamlardır. (4) Tasfiye sürecinde olan T. Ticaret Bankası dahildir.
·
Kaynak:
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kapsamındaki Bankalar: Performans ve Gelişme
Raporu (24/08/2001)
31 Temmuz
2001 tarihi itibarı ile yukarıdaki bilançonun (Genel Toplam kısmı) menkul
değerler cüzdanı ile krediler kısmını, toplam aktifler içindeki yeri ile
karşılaştırdığımızda aşağıdaki sonuca ulaşıyoruz:
Şekil 3.1. Menkul Değerler / Krediler

Kaynak: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kapsamındaki Bankalar: Performans ve
Gelişme Raporu (24/08/2001)
Yukarıdaki
tablodan da görüleceği üzere, o tarihlerde el konulan bankaların portföylerinde
ciddi anlamda Devlet İç Borçlanma Senedi bulunmaktaydı. Oysaki İhlas Finans
Kurumu yukarıdaki tablodan tamamen uzaktı. İhlas Finans Kurumu’nun
varlıklarının zorunlu karşılıklar dışında kalan kısmının ne kadarının kredi
olarak kullandırıldığını görmek için İMKB’de yayınlanan son bilançosuna bakmak
yeterlidir:
Tablo 3.2. İhlas Finans Kurumu A.Ş.’nin Kapanış Bilançosu (10 Şubat
2001, Milyon YTL)
|
TOPLAM AKTİFLER |
809 |
TOPLAM PASİFLER |
809 |
|
Kullandırılan Fonlar |
759 |
Mevduat (Cari ve Katılma Hesapları) |
678 |
|
Kısa Vadeli |
742 |
Tasarruf Mevduatı |
678 |
|
Orta ve Uzun Vadeli |
17 |
Diğer |
-91,5 |
|
Takipteki Alacaklar (Net) |
0 |
Öz
kaynaklar |
39,5 |
|
Tahsil
İmkanı Sınırlı Krediler ve Diğer Alacaklar [Net] |
0 |
Ödenmiş Sermaye |
10 |
|
- Brüt Alacak Bakiyesi |
1,5 |
Kanuni Yedek Akçeler |
1,2 |
|
- Ayrılan Özel Karşılık ( - ) |
1,5 |
İhtiyari Yedek Akçeler |
13,3 |
|
Tahsili
Şüpheli Krediler ve Diğer Alacaklar [ Net ] |
0 |
Yeniden Değerleme Fonları |
20 |
|
- Brüt Alacak Bakiyesi |
4 |
Zarar |
5 |
|
- Ayrılan Özel Karşılık ( - ) |
4 |
- Dönem Zararı |
5 |
|
Zarar
Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar [ Net ] |
0 |
|
|
|
- Brüt Alacak Bakiyesi |
1,5 |
|
|
|
- Ayrılan Karşılık ( - ) |
1,5 |
|
|
|
Diğer |
50 |
|
|
Kaynak: İMKB
Yukarıdaki
tablo, kurumun yükümlülüklerinin ve öz kaynaklarının büyük bir kısmı ile fon
kullandırımı yaptığını ortaya koymaktadır. Döviz havuzlarından döviz, TL
havuzlarından ise TL kullandıran bu sebeple kur riskine girmeyen Katılım
Bankaları, daha önce adı geçtiği üzere devlet kağıdı alımı da yapmamaktadır.[11]
Kuruldukları ilk günden bugüne fon kullanan müşterilerine sabit ödeme tablosu
sunan Katılım Bankaları, yükümlülüklerinin önemli bir kısmını teşkil eden fon
kaynağı müşterilerine de belirli bir faiz kazancı vaat etmemektedir. Katılım
Bankaları aktiflerinde büyük yer teşkil eden “kullandırdıkları” kredilerden
dolayı iki önemli riski üzerlerinde taşımaktadırlar. Bunlar kredi riski ve
sermaye yeterlilik riski olarak sınıflandırılabilir. Geleneksel bankacılık
yukarıdaki iki riskin dışında bunlara ek olarak faiz riski ve kur riskini de
üzerinde taşımaktadır. Yukarıda adı geçen krizlerde birçok bankanın kur riskini
ve faiz riskini iyi yönetemediği görülmüştür. Kriz sonrasında ise bankaların
kredi pazarlamasına daha çok eğildiği ve bunu yaparken de “kredi riskini
azaltmak için” müşterilerini çeşitli gruplara ayrıştırdıkları bir döneme
girilmiştir.[12]
Katılım Bankaları’nın üzerlerinde yer alan kredi riski ise direkt piyasa riski
ile ilişkilidir. Sözgelimi piyasalarda “kriz dönemlerindeki gibi” faiz/kur
riskinden kaynaklanan bir kriz yaşandığında piyasalar altüst olmakta ve
piyasada ciddi anlamda bir likidite krizi baş göstermektedir. İhlas Finans
krizinde de bu yaşanmış ve Türk Lirası’nın değeri düştükçe, insanlar ellerinde
ne varsa “spekülasyon saiki ile hareket eden piyasaların yönlendirmesi ile”
dövize alım yönünde bir saldırı başlatmışlardır. Hiçbir banka, mevduat
müşterileri paralarını talep ettiği zaman bunun hepsini karşılayabilecek
durumda değildir.[13]
Görüldüğü üzere faiz ve kur riskine hiçbir şekilde bulaşmayan Katılım
Bankaları, bu iki riskin piyasayı karıştırması neticesinde kredi riskine ve
likidite riskine maruz kalmaktadır. Bunun sebebi ise risklerin bulaşıcı
özelliğidir. Kredilerinin büyük kısmını kısa vadeli fonlarla karşılayan
bankalar ve o tarihteki finans kurumları büyük bir likidite riski içine
girmiştir. El konulmayan bankalar bunu “mevduatlar üzerindeki devlet güvencesi
ile” kısa sürede atlatmış. Ancak o sırada topladıkları fonlar üzerinde devlet güvencesine sahip olmayan
finans kurumları büyük bir tahaccüme uğramıştır.[14] Konu
ile ilgili konjonktürel spekülasyonların yapılması bu tahaccümü körüklemiş ve
bu kriz İhlas Finans’ın tasfiye edilmesine kadar devam etmiştir.
Sonuç
olarak banka bilançoları ile asimetrik özellikler gösteren katılım bankaları
bilançoları için riskleri, sermaye yeterliliği riski ve kredi riski olarak iki
temel başlıkta toplayabiliriz.[15]
İlerleyen sayfalarda İhlas Finans’ın malî tabloları o tarihlerde faaliyet
gösteren diğer Finans Kurumları’nın konsolide malî tabloları ile karşılaştırılacak ve İhlas Finans Kurumu’nun
risklerini son iki yılda çok ciddi bir biçimde arttırdığı görülecektir.
4. Malî Tablolar
Işığında İhlas Finans
Faaliyette
bulunduğu kısa süre içerisinde çok hızlı bir gelişim göstererek sektöründe
lider olan İhlas Finans Kurumu’nun malî tablolarına tarihsel ve sektörel olarak
bakılması gerekmektedir. Bu bölümde 1996 ve 2001 yılları arasında İhlas Finans
Kurumu’nun bilanço kalemlerinin gelişimini inceleyeceğiz. Kurumun,
yükselişinden kırılmayı yaşadığı sürece kadar sektöründe nerelerde olduğunu
göreceğiz.
4.1. 1996 – 2001 Yılları
Arası İhlas Finans Kurumu “Varlıkları ve Yükümlülükleri”
Şekil 4.1. İhlas Finans Kurumu A.Ş. Bilanço Serisi

Kaynak: İMKB